Martılar çığlıklarla geçtiler
bunlar ritsos'un - martıları dedim
hayır, bunlar benim martılarım - dedi
Bir dost şubat'ta çıkacakmış - dedim: anımsadın mı, hani bir kurşun
kurşunların erişemediği gizli bir ufku vardır diyen...
Anımsadım - dedi: elleri midye kesiği, ayak bileklerinde mavi diken
haberin var mı taş duvar
demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
Devamını Oku
demir kapı, kör pencere,
yastığım, ranzam, zincirim
uğruna ölümlere gidip geldiğim,
zulamdaki mahzun resim,
haberin var mı?
ritsos
Büyük Yunan şaiiriymiş.
Eğer ridsos bir şair ismiyse R büyük harfla yazılır diye biliyorduk.Belkide yazım hatasıdır.Şairi tanıyanlar güzel yorumlar yapıyorlar.Yalnız Sayın Mehmet Binboğa nın pasta yakıştırması hiç uymamış kel alaka bir benzetme olmuş bence.Ustad Necip Fazıl ın suçu neydi ki?Emirhan Oğuz da suçu olmadan girmişse elbette üzülürüz.Ancak şiir hapishanede yazıldı diye herkes beğenecek diye bir kaide mi var.
Son günlerde yayımlanan şiirler daha ziyade düşünsel ağırlıkta şiirler olduğundan,vayvillimli şiirlere aşina dostlarımız kızmaktadır.Oysa insanın bütün ömrü aşk,meşk,gaydırıguppak vaziyetlerinde geçmez.Bazen de adamı alır götürürler suçunu dahi bilmeden yıllarca soğuk ve karanlık damlarda yatırırlar.Meselenin haklı mı haksız mı olduğunu tartışmak şöyle dursun,temiz bir çamaşıra bütün mülk-i Rum'u verir insan.Bu şiir de onlardan biriydi,yaşanmış olaylardan sonra yazılan şiirlerde yüksek sanat aramak 'ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin.' absürtlüğünden başka bir şey değildir. saygılar.
Aşk yaşatır.
Bindokuz yüz otuzlarda yağmur yağardı
bin dokuzyüz seksenlerde de yağdı
bin dokuzyüz doksanlarda da
sen hep ordaydın
yağmur senin pencerelerine
bir başka yağardı
hüzünlüydü gök yüzün
adeta ağlardı yağmurların
çiçekler açtı
çiçekler soldu
bebeler doğdu
ölümler oldu
karlar yağdı dağların yamaçlarına
sadece o eş oldu gecelerine
gün kaç kere doğdu
kaç kere battı perdelerine
hep o hayalle yaşadın
seni yaşatan sevdiğin kadın
mektuplar yolladı yıllar yılı
giysiler ütüledi itinayla
koyup aşkını içine
bohçaladı
sen hep onunlaydın gece ve gündüz
gerçekte ve hayalde
hiç yaşamaz açmaz dedikleri saksı çiçeğin
sabrınla sevginle sulandı
yılmadın
yalnız değildin sen hiç yalnız kalmadın
nasıl da geçti kırk yıl dile kolay
sonunda ihtiyarladın
ve genel af çıktı
çok şaşkındın
sarsak ayakların ve yorgun kalbinle
gidip gdip duvarları okşadın
kırk yıllık arkadaşlık hatrına
n'olur çık git
çık git n'olur ölmeden
ölmeden çık git
oyalanma ne olur
kucakla güneşi bahçenin ötesinde
çay bahçesine git yine sevgilinle
sahildeki restoranda yemek ye
asırlık çınarın altında seni bekleyen o
yaşlı kadınla
Yüksel Nimet Apel
bir filmden esinlenerek yazdığım eski bir şiirim.
20/Mart/1994/Erenköy/İstanbul
Aklın almaz , saldırırsın düzene...
Çamurlar atarsın , seni üzene...
''Şair , iktidara,muhalif olur''; (!)
Saçmalık bu , biraz doğruluk dene ...
..........................................................................
Öncelikle RİTSOS'un martıları nedir? Şudur:
Kız Kardeşimin Türküsü
Göklere inanırdım eskiden,
ama sen, denizlerin
derinliğini gösterdin bana,
ölü kentleri,
unutulmuş ormanları,
boğulmuş gürültüleriyle.
Gök şimdi yaralı bir martı,
süzüldü denize.
Sana kargaşalığın üzerindeki
köprüyü kurmaya çalışan bu el
kırıldı.
Bak bana:
ne kadar çıplak ve suçsuz
duruyorum önünde.
Üşüyorum, bacım.
Kim getirecek bize
ellerimizi ısıtacak güneşi?
Susuyorum. Dinliyorum.
Kimseler geçmiyor
gecemizin karanlık sokağından.
Yıldızlar kazaya uğramış
karanlık surların
ucunda sendelerken
koparıp alınan bir kartalın
paslanmış gözlerinde.
Bağlı ellerin
kapıyor çıkış yolunu.
Yalnız senin sesin
adımlıyor gecenin dehlizini
çarparak taşlara
uzun kılıcını.
Vakit geç.
Ölüm geri çeviriyor beni.
Hayat istemiyor.
Ben şimdi nereye gidebilirim ki?
çeviren: Cevat Çapan
Yannis Ritsos
Ardından Emirhan Oğuz şirinin naif ve o kırılgan duygulanmaları...
Nazım'ın,HAPİSTE YATACAK ADAMA ÖĞÜTLER şiirinde olduğu gibi Emirhan Oğuz da yerine gidecek olana,ya da bu özne yeniden kendisi neden olmasın,bir takım öngörülerde bulunuyor.Tahliye olmanın,hayata yeniden karışmanın şaşkınlığında yaşama sevincini eski bir dosta rastlamak kurgusunda veriyor.'Martı' göstergesi belli ki özgürlüğü karşılıyor,içeri düşenin pencere demirinden bir martı görme aşkıyla saatlerce göğe bakması, salt özgür olabilme içgüdüsüyle açıklanamaz. O beyaz martı genelde dünya sosyalizminin,Türkiye özelindeyse devrimci mücadelenin ulaşabileceği son şahikayı temsil eder.Nazım'ın:
'hapiste on yıl onbeş yıl daha fazlası hatta
geçirilmez değil,geçirilir;
yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir.'
dizelerindeki,insanın en kıymetli hazinesinin umudu olduğu,gerçeği; Emirhan Oğuz şiirinde martı sembolüyle somutlaşır.Diyalog şeklinde verilen konuşmalar da aslında insanın içsesi ve ne çare ki yalnızlığının hüzünlü bir ağıdı gibi şakıyıp durur yüreğinde.
Yorumlarıyla yolumuzu aydınlatanbiz okuyuculara fikir jimnastiğ yaptıran arkadaşlara teşekkürler. Yanlız ne varki bu şiir dedim dedi şiiri değil. Belki şiirselliği fazla yok ama tema'sında dram var şair bunu çok güzel anlatmış; acındırmadan küfre düşmeden acılarını şiirselleştirme çabası olan bir yazarın şiirini ancak anlayabilmek ve paylaşabilmek için kendi adıma ben de çaba göstermek isterim.
Şair Yannis Rittos'un martıları barış şiirleri olabilir.
Google' sadece şiirlerini araştırmak, bir kez daha göz atmak için baktım. Oysa kütüphanemde değerli şairin şiir kitabı var ama, internet insanı tembelleştiriyor.
Şair burada yunanlı şair Ritsos'un martılarından mı söz ediyor anlayamadım. Yarım hekim can yıkar yarım hoca din yıkarmış üstteki tesbitimde yanılabilirim araştıracağım. Bu şiir ilk okuyuşta anlayamadıklarımdan oldu.
Şiir çok hüzün verici ve çok bizden bir şiir. Sevgiyi, ilmi güzellikleri böyle mi muhafaza eder bir zihniyet? Daha çoğalsın daha tomurcuklansın, daha da dal budak salsın diye mi? Bir kıskançlık bir kadir kıymet bilmezliktir gidiyor. Ne diyelim gelmiş geçmiş olsun gönül yara almasa dil yanmasa böyle güzel şiirler de çıkmaz herhalde şairi kutluyorum.
En etkili yorum Sayın Osman Tuğlu nun yorumu bence de.Dedim dedi şiiri işte böyle olur.Zevkle okunur.
Anlaşılması için dirsek çürütmüş tercüman aramaya gerek kalmaz.Avamında havasında aklından çıkmaz.
Ne Antika Martıymışsın!
Sığacık Koyu’nda tepeye
İki şişe şarap diktim
Delirmiş gözleriyle iki martı
Gerilip gerilip kızıl ateşler yağdırdılar
Şişelerimi vuramadılar
De be üstad
Şu antik denizlerin martıları
Ne antika oluyor!
Ali Tekmil / 13.05.2006-Urla
Kimsenin eli yeterince ele mi gelmiyor! Ya da eller mi ellerin uçlarına birer ıssızlık ulaştırıp dünyanın üretgen yerlerine bulaştırıyor. Ne denli de yazıktır ki, şimdilerde şiirin gen havuzları adamakıllı 'güdülü'.
Bana göre son dönem şairler içinde oldukça önemli ve ayrı bir yeri dert edinmiş şairlerimizden biri, Emirhan Oğuz. Şiir kundağının onu,daha sıkı belemesi dileğiyle ve şiirle...
Ali Tekmil
Ben sustum onlar çığırdı..
Bu şiir ile ilgili 40 tane yorum bulunmakta