Ne mektubun gelir, ne haberin var,
Zamanın çarkında ezildim kaldım.
Gönül bahçesine yağdı donduran kar,
Kendi ateşimde süzüldüm kaldım.
Hangi mısra çözer bu kördüğümü?
Gözyaşım sakladı her gördüğümü.
Gurbet diye giydim aşkın yününü,
Hasretin ipine dizildim kaldım.
Sen ki rüyaların en şahı idin,
Gündüzü karartan tek ahı idin.
Gönül sarayımın penahı idin,
Kapında kul diye yazıldım kaldım.
Adını andıkça sızlar bu yara,
Düşürdün sen beni bitmez firara.
Baktığım aynalar döndü duvara,
Suretsiz bir yolda kazıldım kaldım.
Zindanlar ferah bu sancı yanında,
Bir zehir dolaşır sanki kanımda.
Ecel nöbet bekler her bir yanımda,
Yaşarken mezara süzüldüm kaldım.
Hangi söz kâr eder sağıra, köre?
Aşk dediğin sığmaz hiçbir bir yere.
Kader mahkûm etti beni bu şerre,
Hükmün kaleminde bozuldum kaldım.
Hasan ey vefasız, çek elini benden,
Ruhumu kopardın bu yorgun tenden.
Sinsi’ce bir sitem kaldı geriye senden,
Mısra mısra bittim, çözüldüm kaldım...
Hasan Belek
08 02 2026- Akçay
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 19:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!