Kalbi olanın
bir avuç merhametle yürüdüğü bu dünyada
aklı eksik sayıldı çoğu zaman.
Beyni olanınsa
hesapları büyüdü,
şehirleri yükseldi göğe,
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Türkiye’de gündem hiç değişmiyor.
Bir yanda siyaset
Öte yanda futbol
Kahvede aynı hararet.
Televizyonda aynı kavga.
Sosyal medyada aynı bağırış.
Memleketin ekonomisi çöker
Tarım biter
Genç işsiz kalır
Adalet tartışılır
Eğitim can çekişir
Ama sor bakalım millete;
Kim kimi transfer etmiş?
Kim hangi ittifaka geçmiş?
Kim hakeme küfretmiş?
Kim tribüne oynamış?
Çünkü bu ülkede yıllardır insanların önüne iki büyük sahne kuruldu:
Biri siyaset meydanı
Diğeri stadyum tribünü
İkisi de aynı mantıkla çalışıyor.
Takım tutar gibi parti tutuluyor.
Parti savunur gibi kulüp savunuluyor.
Kimse düşünmüyor.
Kimse sorgulamıyor.
Herkes sadece kendi formasının peşinden gidiyor.
Bilgi önemli değil artık.
Sadakat önemli.
Hakikat değil
Bağlılık önemli.
Adam ekonomiden anlamıyor ama ülke yönetiyor gibi konuşuyor.
Ofsaytı bilmiyor ama saatlerce futbol yorumculuğu yapıyor.
Anayasa okumamış ama siyaset uzmanı kesiliyor.
Topa hayatında vuramamış ama teknik direktör gibi ahkâm kesiyor.
Çünkü mesele bilgi değil.
Mesele taraf olmak.
İnsanları düşünmekten uzaklaştırmanın en kolay yolu budur zaten.
Onları sürekli öfkeye, kavgaya ve kutuplaşmaya mahkûm etmek.
Birbirine bağıran toplum, yukarıya bakamaz.
Sürekli tribünde yaşayan millet, gerçek hayatın hesabını soramaz.
Bakın dikkat edin
Market fiyatları konuşulmaz ama derbi günlerce konuşulur.
Çiftçinin borcu konuşulmaz ama transfer dedikodusu manşet olur.
Gençlerin umutsuzluğu görünmez ama hakem kararı memleket meselesine dönüşür.
Ve ekranlar
Sabah siyaset kavgası
Akşam futbol kavgası
Arada reklamlar
Sonra yeniden aynı döngü.
Uyuşturucu sadece damardan verilmez.
Bazen manşetten verilir.
Bazen mikrofonla.
Bazen tribün marşıyla.
Bazen kürsü nutkuyla.
Sonra halk, gerçek meseleleri unutmaya başlar.
İşte en tehlikeli nokta da budur.
Çünkü bir ülke düşünmeyi bıraktığı gün değil
Kendisine neyin düşündürüldüğünü fark etmediği gün kaybeder.
Muhsin yener
#antoloji
#şiirheryerde
#21MartDuenyaSiirGuenue
#21MartDünyaŞiirGünü
#şair
#şiir
#şiirsokakta
#MuhsinYENER
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta