Sen…
gecenin en koyu yerinde ansızın yanan bir ışık gibisin,
ben karanlığıma alışmışken
adını söyledim… sabah oldu.
Bir dokunsam kırılacak gibi duran sessizliğin var ya,
işte orada saklı bütün ömrüm.
Ellerin değince zamana,
takvimler utanır, yıllar geri çekilir…
çünkü aşk dediğin, senin gözlerinde yeniden yazılır.
Ben seni öyle sevdim ki…
ne gidişine kızabildim
ne gelişine inanabildim.
Bir mucize gibi düştün içime,
ve ben, dua etmeyi unutan bir adamken
adını ezberledim.
Bir gün adını anmadan uyanırsam
bil ki o gün ben yaşamıyorum.
Çünkü sen, sadece sevdiğim değil,
var olduğumu bana hatırlatan tek gerçeksin.
İnsan en çok neye yanar biliyor musun?
Dokunamadığı halde
en çok hissettiğine…
Ben sana yanıyorum.
Sesin yokken bile kulaklarımda,
yokluğun bile varlığından daha ağır.
Ve kimse anlamaz bunu…
Bir insan, bir insana nasıl bu kadar ait olur diye sorarlar.
Cevap veremem.
Çünkü ben sana ait olmadım…
ben sende tamamlandım.
Eğer bir gün gidersen,
arkandan bakmam…
çünkü bilirim;
gözlerim seni uğurlayamaz,
kalbim senden vazgeçemez.
Öyle bir sevda ki bu;
diller susar, gözler konuşur,
kalp atmayı unutur da
senin adınla yeniden başlar hayata.
Ve bir gün…
herkes aşkı anlatırken kelimeler arayacak,
biz susacağız.
Çünkü bizim hikâyemiz
anlatılmaz… yaşanır.
Ve işte o zaman anlayacaklar;
aşk, söylemek değilmiş aslında…
bir ömür susup
tek bir ismi kalbinde taşımakmış.
— Susarak sevdim seni,
ve en çok da bu yüzden hiç eksilmedin içimden.
Kayıt Tarihi : 18.3.2026 14:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!