SUSANA (Cinaslı Divan)
Yüce Rabbim basiret ver söz bilip de susana
İlim; hayat iksiridir, ondan içen su sana
Aşkın girdabında yanar, gözü yaşlı âşıklar
Pir elinden dolu bade, nûş eyleyip susana.
Batıdan doğunca güneş, hakikati kaz anlar
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Devamını Oku
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Gerek Divan edebiyatında gerekse halk edebiyatında çok önemli bir edebî sanat olarak karşımıza çıkan cinas aynı zamanda “telmihli” söz söylemek demektir.
Burada Atilla ağabeyimi tekrar kutlamak istiyorum. Eser manasından ödün vermeden bu sanatın ustalıkla kullanıldığının –bir yer hariç- güzel bir örneğini teşkil etmektedir. Şiir 8+7=15’lik hece vezni ile divan tarzındadır.
Burada kullanılan cinas, cinas-ı tamdır.
İlk bendin 1. mısraı ile 2. mısraı arasında cinas-ı tamın cinas-ı mürekkep kısmına örnek teşkil eder. Buradaki anlamları da farklıdır. Ancak 4. mısradaki “susana” kelimesine “susamak” manasını yüklemek Türkçede olur mu bilmiyorum. Bu mısra bu açıdan sorunludur. Tekrar gözden geçirilmesinde fayda vardır. Çünkü “susana” kelimesinde zımnen de olsa “susamak, suyu arzulamak” anlamları mevcut değildir. Yöresel bir farlılık varsa orası ayrı.
2. bendin 1. 2. ve 3. mısralarındaki “kaz anlar” ve “kazanlar” kelimeleri 3 farklı anlamda kullanılmış olup burada 1. mısra ile 2. ve 3. mısra arasında cinas-ı mürekkep olup, 2. ve 3. mısra arasında ise cinas-ı mümasil vardır. Yani 2. mısradaki “kazan-lar” bir isim 3. mısradaki “kaz/a-n-lar” ise –n eki alarak isimleşmiş bir fiildir. Dolayısı ile isimdir. Bundan dolayı 2. ve 3. mısralardaki kelimeler isim olduğu için cinas-ı mümasil vardır. 4. mısraı ise diğer ana uyaklarla cinas-ı mürekkep olarak münasebeti vardır.
3. bendin 1. mısraı ile 2. ve 3. mısraı arasında cinas-ı mürekkep münasebeti olup. 2. ve 3. mısraın kendi arasındaki münasebeti ise cinas-ı basit vardır. 4. mısraın diğer ana uyaklar ile münasebetinin ise ayrı ayrı konumu vardır. 1. bent 2. mısra ile münasebeti cinas-ı mürekkeptir. Yine 1. bendin 2. mısraı, 2. bendin son mısraı ile münasebeti ise cinas-ı mefruk –bölünmüş cinas- cinsindendir. 1. bendin son mısraı ise yukarıdaki açıklamalarım yerinde ise- kendisinden önceki mısra ile aynı anlamı taşımaktadır. İkisinin anlamı da “zannetmek” etrafında dönüp dolaşmaktadır.
Şiiri en iyi yine yazan bilir. Ancak çok başarılı bir şiir tebrikler üstadım
Tam bir usta şiiri..Zevkle okudum..Bu şiire yorum yapmak zor, beni aşar..Kutlarım sizi..
Emeğinizi ve güzel çalışmanızı kutluyorum Atilla Bey,beğeniyle okuduğum şiirinizi tam puanımla kutlar,başarılarınızın devamını dilerim.saygılarımla...
Çok güzel
alkışlıyorum
Atilla kardeşim
selam ve
muhabbetle...
Güzel bir çalışma olmuş
Tebrik ve teşekkürlerimle
Saygıyla selamlarım..
Bedri Tahir Adaklı
DEĞERLİ BİR ÇALIŞMA TEBRİKLER ÜSTADIM,SAYGIMLA...
Emek verilmis güzel bir eser okudum Ictenlikle tebrik ediyorum-Gönül dolusu selamlar sevgiler abicigim
Merhaba Üstadım!
İlim, marifet, hikmet ve ibret dolu, eşine ender rastlanır bir cinas örneği idi.
Tebrik ediyor, daha nicelerini yazmağa imkan vermesini Hz. Allahdan niyaz ediyorum.
100+heybem.
Selam ve saygıyla..
Sanırım Divan şiirine cinasın ilk defa uygulanışını Atilla Ertuğrul yaptı. Daha önce hiç rastlamadım. Umarım bu ilke siz imza atmış olasınız. Kafiyeler ve uyaklar cinaslı olunca şiir bir başka güzellik kazanıyor. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Bu şiir ile ilgili 9 tane yorum bulunmakta