Düş bilediğimiz fukara yüreklerimize, sevda yakıştırdığımız kırık aynalalar, öptüğümüz şafakları yeniden yansıtıyor öykümüze...
Gidişine tanıklığımın esaretinde bir bulut, rengini terkediyor üstümüze.
Susarak kahpeleşen dilimde, lal haykırışlar.
Bilirim esrik muhattaplarda donuk bakışların, yangınlar da dağılışını.
Sigaramda sayamadığım nefesleri sana harcanmış şiirleri elbette...
Gözlerin iki dudak arası hasret öpüşler.
Gel ey sevda!
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




susmak bazen en iyi cevaptır,,tebrikler
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta