Şimdi gölgen de yok yanımda.
Yalnızca, eskiye özlem duyan bir boşluk
çömelmiş dizlerimin yanına.
Bir zamanlar sesindi beni yaşatan,
şimdi yankısı bile yok.
Adını bilmiyorum artık
bir zamanlar içimi dolduran o yüzünü,
Belki de unuttum,
belki hatırlamak istemedim.
Saat ilerlemiyor burada.
Zaman, kapının önünde unutulmuş
paslı bir çivinin gölgesi kadar anlamsız.
Ne sabah oluyor, ne akşam,
her şey aynı yorgunlukta asılı kalmış.
Çiçekler bile büyümez bu odada,
su tutmuyor toprak.
Belki dünya da kapadı kulaklarını bana.
Bir nefes arıyorum,
rüzgâr bile gelmiyor pencereme.
Sözlerimin içi boşaldı önce,
sonra gözlerimin.
Bir bakış kadar kısa kaldı umut,
bir damla kadar ağır düştü sessizlik.
Hangi rüyada kaybettim kendimi,
hangisinde bulmaya çalıştım
bilmiyorum.
Rüyalar bile yüzünü çevirdi benden,
uyanmak bile teselli değil artık.
Yalnızca geriye kalan:
soğuk bir cam yüzeyi,
Ardında sessiz bir gökyüzü
ve ona değmeyen ellerim.
İnsan bazen
kendi kalbine sürgün edilir.
Ben, o sürgünün
en karanlık ucundayım şimdi.
Orada ne ışık var ne iz,
sadece kendine bakan bir boşluk.
Dönüş, her zaman mümkün değildir.
Kaybolan her şey
bir yerde beklemez insanı.
Bazı izler silinir sessizce,
arkasında sadece toz kalır.
Bazı yollar
dönmek için değil,
tükendiğini fark etmek içindir.
Ve ben, bu tükenişin ucunda
kendime bile yabancıyım artık.
Bu gece,
kendi küllerimin yanında oturuyorum.
Alev yok.
Isı yok.
Işık yok.
Sadece dumanın kokusu kaldı.
Bir zamanlar içimi ısıtan o ışık,
şimdi külün altına gizlenmiş bir anı sadece.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 12.11.2025 07:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!