Bazılarımız
gözlerini açtığı anda
yeniden sürgün edilirdi hayata.
Ben bugün
içimde paslanmış bir çağın uğultusuyla uyandım.
Sanki ruhumun en kuytusunda
adı konulamamış bir çürüme vardı.
Ne pencere ferahlattı içimi
ne de göğün o alışılmış maviliği.
Her şey
fazlasıyla olmuştu dünyada.
Fazla ses,
fazla yüz,
fazla hatıra,
fazla insan.
Ve insan bazen
yaşamaktan değil,
aynı hissin içinde dönüp durmaktan yorulurdu.
Bir müddet tavana baktım.
Orada görünmeyen bir ağırlık asılıydı sanki.
Adına kader demeye dilim varmadı.
Çünkü bazı kederler
ilahî olmaktan çok
yeryüzüne ait bir yorgunluk taşırdı.
İçimde eski bir harabenin rüzgârı dolaşıyordu.
Kırılmış sütunların arasından geçen
kimsesiz bir medeniyet gibi hissediyordum kendimi.
Sanki ruhum
çok önceden terk edilmişti de
bedenim bunu yeni fark ediyordu.
İnsanlara karışmak istemedim bugün.
Çünkü herkesin yüzünde
birbirine benzeyen telaşlar vardı.
Kimse gerçekten yaşamıyor gibiydi.
Herkes
unutmaya çalıştığı bir boşluğun makyajıyla dolaşıyordu.
Ben ise unutamıyordum.
İçimde sürekli yankılanan o büyük suali:
“Bir ruh,
bu kadar yeryüzüne maruz kalınca
nasıl sağlam kalabilirdi?”
Bilmiyorum.
Belki bazı insanlar
bu dünyaya ait değildir de
yanlış bir zamana düşmüş yıldız enkazlarıdır yalnızca.
Ve ben bugün
tam da öyle hissettim.
Sanki var olmak
ince ince içilen bir zehir gibiydi.
Yavaş,
sessiz,
vakur…
Ama öldürmeyen.
Samira SamiraninsiiriKayıt Tarihi : 14.05.2026 19:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!