Mahşerim,
sesime ses ver. Belki vazgeçerim yanmaktan, adının doğurduğu cennetten, gömüldüğüm hasretten. Belki vazgeçerim sevgilim bizden...
İçten içe eriyen buzyangını dağlarımla devrilip ummana kaybolurum kimbilir.
Ben seni güneşim sanmıştım ey karanlığım
İçimdeki hırçınlığın
Rengimi arıyordum
Her uykusuzluğumda, kirpiklerimi batırıp geceye
Düşeli gönlüme
Vurunca kalbime kangren yalnızlık
İçime akan yaşların nemidir
Çürüten kemiklerimi
Ki eriten içten içe umutlarımı
Ben neden kötü olamıyordum. Kötü olmak değil aslında, hakedene hak ettiği şekilde davranış sergileyemiyordum. Uğradığım her yıkım karşısında içime gömülüp susmaktan başka yaptığım birşey yoktu.
Ya gerektiği yerde en uygun cevabı vermeli ya da susup içimden kendi kendimle kavga etmeliydim. İncil'de yazdığı gibi "bir tokat yediğinde diğer yanağını çevirmeli!" Bu düşünce biçimiyle yıllarca yaşadım. Lakin, şimdilerde bu bana çok da doğru gelmiyor. İnsanlara dur demesini bilmediğimiz için insanlık gün geçtikçe daha kötüye gitmiyor mu. Susarak kimseye birşeyler anlatamadığımız aşikar. Yanlış öğrettiler sonucu kendimizi ezdiriyor, taki boğazımıza gelene kadar sabrımızla sonuna kadar sınanıyorduk.Yaşadıklarımız öğretici oldu mu. Olmuş olsa dahi yılların ezikliği üzerimizde dur demesini bilmiyoruz. Orada dur bu benim sınırım geçemezsin hangimiz diyebiliyoruz. Hatır gönül diye diye kendimize en büyük kötülükleri yapmadık mı. Zorbalar her zaman kazanırken biz susarak onların işini kolaylaştırıypruz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!