SPOR ŞİİRLERİ

SPOR ŞİİRLERİ

Orhan Seyfi Şirin

Sana inat bir gün öleceğim.
Sana inat ve senin güzelliğine...
Lale bayramında güllere,
Yaşanmamış hayallere inat,
Senin en arzulu, en güzel çağına inat!
Kahkahalar atarak öleceğim.

..

Devamını Oku
Sedat Kocabey

Tıklım tıklım tribünler,
İçimde bir garip kuşku.
Stad inim inim inler,
Bu ne biçim futbol aşkı.

Ya yenilir ya yenersin,
Niye sahaya inersin,
..

Devamını Oku
Can İrfan

Parçalayın bakalım
Parçalayın tek,tek
Kurun tekler ülkesini
Kurun birler ülkesini
Kurun şaşalar ülkesini
A yırın bu karanlık diye
A yırın bu aydınlık diye
..

Devamını Oku
Hüseyin Celep

Zavallı Ahmet Haşim
Hep uzaktan seyretmiş seni
Bir de kızıla boyamış
Güzel mavi rengini
Oysa koynuna girmeyen
Bilmez havuzun zevkini

..

Devamını Oku
Süleyman Kaya

tezekle ocakta kaynayan tencerede pişen aş miskokardı
parlayan güneş erken doğar geç batardı
oda duvarlarımızda silah yerine kur'anlar asılı durur
barut kokmazdı
sular duru gözkyüzü daha parlaktı geceleri yıldızlar
bir bir kayardı
uykularımızı silah sesi değil eşekarıları bozardı
..

Devamını Oku
Mesut Öztürk

Dinleyin dostlar sizlere birşeyden bahsedeceğim,
Belki yıllar öncesine belkide ileri gideceğim,
Bir cevher ki benim ceddim, ben onların derdindeyim.

Ne gökler, ne denizler nede yerler ağlar,
21.yüzyıl her yaşlının dertli bağrını dağlar.

..

Devamını Oku
Selçuk Şahin

Önünde iki yol var koçum,
Ya adam olmak,ya adam olmak..

Delikanlı adam kurusıkı sıkmaz,
delikanlı adam silah taşımaz..
Tespih sallamaz..
Delikanlı adam müzik ayırmaz,
..

Devamını Oku
Türker Koluman

- Mumları yaktım, gül yapraklarını serdim, nerdesin
- Eritiyorum zamanı yol boyunca, geliyorum sana az kaldı
- Unutma onaltı, ıslandı sağım solum
- Unutmam bitanem onaltı… kırmızı tişörtün olsun
- Acıktım da, yiyecek bir şeyler getir… içecek de.. gelmedin mi hala
- Pizza iyimi hayatım… karma karışık olsun mu
- Beklemekten yoruldum
..

Devamını Oku
Murat Demirci

Şu anda saatler ondokuz
Birazdan ondokuz otuz olacak
Sonra televizyonlarda ana haber bültenler
Muhtemelen ilk haber
Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde
Basılan bir karakoldan görüntüler
Dünkü ölen askerlerin cenaze töreni
..

Devamını Oku
Fatih Güler

Sarhoşların babası,yolların emniyetidir,
Sürün arabaları sürün
Nasıl olsa polislerimizin güvenindesiniz.

Adaletin bel kemiği,
Adaletsizliğin düşmanıdır,
Kaç kaçak kaç
..

Devamını Oku
Fikret Turhan

Öyle bir an'dı....

Yılların 2011'i...
Ayların ilk'i...
Günlerin 18'i...
Ben....
Dolaşıyordum....
..

Devamını Oku
Yusuf Ziya Leblebici

-Merhaba asker
-Sağol
-Nasılsınız
-Sağol
-Rahat.....

Postallarım o kadar ağır ki
..

Devamını Oku
Nebi Durmazoğlu

Bizler yokken onlar vardı evrende
Sayemizde yok oluyor hayvanlar
Şöyle bir bak kaldılarmı çevrende
Sayemizde yok oluyor hayvanlar

Arenada hep güreşe başlarlar
Oley deyip boğaları şişlerler
..

Devamını Oku
İlhami Arslantaş

Coptan kaçan topa, popa sarıldı,
Deha çoluk çocuk kıl oldu abi.
Diskotekler doldu morfin verildi,
Eve geldiğinde dul oldu abi.

Kültür sayılıyor ohalar çüşler,
Kültür dersi verir esrarcı keşler,
..

Devamını Oku
Ercan Demirci

I-
Korkuyorum, korkularımdan ve uykularımdan
Açıkça bana tehditler savuruyor zaman
Her ezan vakti gökyüzünden yükselen
Ya bir te'dip nidası ya bir feryad-ı felah
Nerdesin sen, nesin sen içeriğinde
Üstü kapalı anlamı açık tehditler
..

Devamını Oku
Hayri Sarı

Çocukluğumda köpeğime,ineğime
Gençliğimde aşıma, eteğime
Dadandın be dadandın.
Kene! Kene! Şiştin kan eme eme.
Gözlü kene, gözsüz kene
Kim girdi kılığına gene?
Kırım’dan mı geldin, Kongo’dan mı?
..

Devamını Oku
Betül Başar

Burada farklı bir şey denemeye çalıştım arkadaşlar. Aynı olayı hem Aşk hem Manık açısından yazmaya çalıştım. Aynı hikaye, iki şekilde yazıldı. Umarım beğenirsiniz.

AŞK


- “Güvenmiyorum, sana güvenmiyorum.” diye bağırdı genç kadın … Gözlerinden yaşlar süzülürken ve her an bir daha dönüşü olmamak üzere kapıya bir adım daha yaklaşırken, avazı çıktığı kadar bağırıyordu. “Sen ve ben … biz … başaramadık … her şey bitti.”
- “ Ama neden? , Ne yaptım ben güvenini sarsacak? Ne yaptım? ” diye inledi adamın dingin sesi …
..

Devamını Oku
Bayram Kaya

Toplumlar, tarihte, ilk emek ürününü biriktirişle, yani toplum: insanın hüner yoğun, aletsel üretiminin ortaya koyduğu bir şekilleniştir. Akabinde bu hal, insanın emeğine sahip oluşunu doğurdu. Bu da, özelleşmeyi (özel mülkü) zorunlu kıldı. Yani toplum; insanın hüneri ile nesnelin yasallığını birleştirip, insanın soyut bilmesi ile pratik kılma yeteneğinin, sarmal üretim ilişkisidir.

Toplumsal yapı da, halksal yapıyı belirleyerek, halksal yapıyla dışsal, ama yan yana, birlik içinde hareketle, hemen organik ilişkiye girdi. Bu birlikte hareket, otoritenin sınırlıkları iledir. Otorite (anayasa-toplumsal mutabakat) , bir toplumsal düzenleniş, bir nesnel oluştur. Otorite yapılan ilke maddenin biri de, din ve devlet işinin ayrı ayrı gözetileceği gerçeğidir. Bu anlayış, dini işin, ait olduğu alana, yani halkın uhdesine bırakılmasıdır. Dinin toplumsal yapıya karışmayıp, toplumda ön görülmemesidir. Dinin toplumda etkin kılınmaması laikliğin otoriter tutumudur. Bireyler ve yöneticiler, kamuda, toplumda, işlerine dini kanaatlerini ve anlayışlarını karıştırmayacaklardı, o kadar. Halk içinde din anlayışlarını diledikleri gibi yaşayacaklardı. Toplum aklın işletileceği, akıl ilkelerinin geçerli olduğu (laik) alan olmuştu. Toplumsal yapıda din kuralının geçerli olması demek, sömürü düzeninin dinleşip, ilahi bir havaya sokulması demekti. Eylemleriyle güvenilir olamayan insanlar, dinsel görüntü ile bunu sağlayacaklardı!

Bu, toplumsal sözleşmenin (otoritenin) : bu kurucu iradenin; içinde halk da vardır. Halk süreçte gerektiğinde, bu otoritenin inşası için savaşım vermiştir. Bu nedenle halk iradesi, geçmiş aslilikle, şimdiye de şamil edilir. Bu halk iradesi otorite; üç erke güçler ayrılığı ile ilke olaraktan yetkilenme dağılımı yapılmıştır. Bu yetkileme, kaynağını anayasadan alır. Halk iradesi bu üç uygulamanın birlikte işleyişi ile soyut olarak gerçeklenir. Mevcut halk, cari otoritenin yetkilenesi ile parlamentoyu seçer, ya da parlamentoya seçilir. Halkın seçip seçilmesi, ne bir hak, ne de özgürlüktür. Yani her hangi bir yönetimi oluşturmak için ille de böyle bir yapılaşma şart değildir. Toplum bireylerinin kurumlarında bir yönetme ve görev dağılımı ile özel yönetilişe katılım vardır. Bu hak ve özgür oluşu sağlar. Esasen toplumun ilişkilenişinden tamamen habersiz olan geniş halk kitleleri vardır. Bunların yönetime aks eder oluşu tartışmalı olmalıdır. Halkın bu pragmatık yetkilenmesi bir zorunluluk ve bir bağımlılık değildir. Sadece yetkili kılınıştır.

Yönetim parçalı, bölüşürsel, sorumlulukların koordine denetilme sorumlulukları ile gerçekleşir. Bu da şöyledir: Yargı, yürütme, yasamadır. Realite ve teamül olaraktan basın halk koordine oluşumu ve etkilemesi, sivil toplum kuruluşları etkilemesidir. Paylaşımlı yönetsel yapı, asli unsurların, toplumu düzenlerken, toplumsal sözleşme denen yaptırımını otorite olarak belirledi. Böyle bir bölüşürlü yapıda halk o andalıkla zaten olamaz. Bu ehliyetin organizesidir. Halk burada sadece icrayı seçer. Kurumları çıkarsal olarak hayati bilen halk, buraların eylemlerine destek Ya da köstek olarak, kurumlar eli ile yönetimde soyut olarak kendini gösterir. Etkileri çok çabuktur ve koordineli olursa belirleyici olur. Yasalar dâhilinde.
..

Devamını Oku
Uğur Musab Şahin

Sen asırlarca aynı kin, aynı nefreti kus,
Ben aynı velvele de “YURTTA SUS CİHANDA SUS”
Sırtımız minderde, belimizi kırmakta el.
Oysa sloganımız “BİR TÜRK DÜNYAYA BEDEL”?
Tembellik bizde, hem ekmek teknesine söven.
Hani parolamızdı “TÜRK ÖVÜN ÇALIŞ GÜVEN”?
Ecdada söv, gâvuru öv, temenna çek önünde
..

Devamını Oku
Hasan Sancak

Mavi gökte süzülen- hür esen şanlı bayrak
Canlar kanlar verildi- kurtuldu aziz toprak
Senin için varımı-söyle sana vereyim
Bütün güzellikleri-senin için sereyim
“Bayrak benim Bayrağım-Sancak benim Sancağım
Atatürk sayesinde-hep kurtuldu toprağım”
Gülsün insanlarımız-coşsun çocuk ve gençler
..

Devamını Oku