Söze Hikmet Gerek 11 Şiiri - Garib Garib

Garib Garib
87

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Söze Hikmet Gerek 11

Sessizlik, söyleyecek sözü olmayanın sığınağı değil; her şeyi anlamış olanın en gürültülü çığlığıdır…

Kendi sessizliğini dinlemeyi bilmeyen bir insan, kalabalıkların gürültüsünde kaybolmaya mahkumdur…

Yalnızlık, kimsenin olmaması değil; ruhunun kalabalıklar içinde kendine sığınacak bir köşe bulamamasıdır . ..

Derviş lezzet denizinden ayrılmayı göze almadığı sürece, İLAHİ zevk ummanına ulaşamaz…

"En derin yaralar, kanayanlar değil; kabuk bağladığı halde altından sızısı hiç geçmeyenlerdir..."

​"Kendini bulmak, kaybolmayı göze alabilenlerin ödülüdür…

Korku, geleceğin üzerine çöken geçmişin gölgesinden başka bir şey değildir…

Bir kapıyı kapatırken ardında ne bıraktığına iyi bak; çünkü bazen kilit içeride kalır…

Hayat, satır aralarında gizlenen o tek bir kelimeyi bulma çabasıdır…”SEN”

​Gözlerini kapatmak sadece karanlığı getirir, görmek istemediğin gerçeği yok etmez…

Adalet, bazen bir kılıcın keskinliğinde değil, bir vicdanın derin sessizliğinde tecelli eder…

Güç, başkalarını diz çöktürmek değil; herkes diz çökmüşken ayakta kalabilme iradesidir…

Bir intikam planı, sahibini de içine çeken iki kişilik bir vicdan mezarından başka birşey değildir…

Yitiririm, kaybederim diye endişe etme, nereden bileceksin, bulacağının kaybettiğinden daha hayırlı olmayacağını…

Kader, en usta mimardır; onun yıktığı yerin altından hangi definenin çıkacağını kul bilemez. Bize düşen sadece o rızka, o emanete hürmet etmektir…

Kör kuyudan su çeken, kovadaki çamura darılmaz…

Kışın ayazını görmeyen, ilk baharın güneşinde gölge arar…

İnsan hayatı bir yumak gibidir; sen çözüldüğünü sanırsın, oysa kader seni başka bir ilmeğe bağlıyordur…

"Kader, insanın önüne aşılmaz dağlar koymaz; gördüğü o dağlar, yürümesi gereken patikada birer çakıl taşından ibarettir…

Hayat denen denizde, rüzgarın yönünü değiştiremiyorsan, yelkenlerin yönünü değiştirmeyi dene…

Ruhun olgunlaşması için bir sonbahar şarttır; yaprakların dökülecek ki ilkbaharda yeni taze çiçekler açabilesin…

Fırtınanın ortasındayken gemiyi terk etme; dalgalarla boğuşmak, denizin derinliğinde kaybolmaktan iyidir…

Gözyaşları, ruhun üzerine çöken tozu toprağı temizlemek için akan gizli bir pınardır…

En ağır imtihanlar, en güçlü omuzlara yüklenir; sızlanma, gücünün farkına var…

Huzur, dışarıdaki fırtınanın dinmesi değil; fırtınanın tam ortasındayken bile içindeki denizi sakin tutabilmektir…

Geçmişin keşkelerini ve geleceğin endişelerini bıraktığın an, huzur kapını çalmadan elini kolunu sallıya , sallıya içeri girer…

Ey dostum..! kalbin artık çok yorulduysa, dünya denen yükü artık sırtından indirmen vakti gelmiştir …

Ölüm, hayatın bittiği yer değil; insanın fani olan her şeyi arkasında bırakıp , baki olan şeyleri bulduğu yerdir…

Herkes ölümden korkar; oysa ölüm, ömür boyu taşınan o iki yüzlü maskeyi yüzümüzden indiren bir elden ibarettir…

Gerçek bir dost, yağmurda boranda sana şemsiye açan değil; seninle birlikte ıslanmayı göze alandır…

Son nefeste ne götürdüğüne değil, geride ne bıraktığına bakarlar…

Hayat bir çığlıkla başlayıp bir iç çekişle bitişin arasında sıkışan, zaman döngüsünden ibarettir….

Sözde sukutta hikmettir, yeterki söz cahilin dilende, sükutta alimin dilinde olmasın…

İnsanın kendi ayaklarının üzerinde çıktığı yokuş, başkasının Sırtında çıktığı yokuştan, daha az yorucudur…

Karanlığa bir ışık yakmaya üşenme;Rotanı başkalarının fenerine göre çizersen, onların kıyısındaki kayalıklara çarpmaktan kurtulamazsın."

Başkalarının seni koyduğu kalıba sığmaya çalışırsan, ömrünü bir avuç içinde tüketirsin…

Bir şehre diz çöktürmek , bir insanın gönlünü feth etmekten daha kolaydır.Şehri asker ve pusatla zorla alırsın, ama gönülden zorla hiç birşey alamazsın….

Kuyunun dibindeyken gökyüzünü dar görüyorsan, suç gökyüzünde değil, senin bakış açındandır. Hayata ne kadar dar bakarsan , o kadar dar görürsün…

Açık bir kapıdan girmek herkesin harcıdır; asıl mahatet ,yüzüne kapanan kapıları açacak anahtarı bulabilmekdir…

Hayatından çıkan insanlara sitem etme; bazen kader, senin atmaya kıyamadığın fazlalıkları kendi elinle çıkarıp temizler…

Herkesle dost olan, şekilden şekile girer; çünkü su her kaba girdiğinde kendi rengini ve saflığını kaybeder…

Bir insanın kalitesini, sana muhtaçken sunduğu hürmet değil; senden bağımsızlaştığında sergilediği üslup belirler…

Kendi önyargılarını sanık sandalyesine çekip yargılamadıkca, vicdan mahkemesinden beraat edemezsin…

İlim toprağı ekmek içindir, kendini yüksekte görmek için değil. Unutma ki ekin, dağın tepesinde değil, vadinin bağrında yetişir…

Kişinin başkasına verdiği nasihat amelinde yoksa, elinde mumla gezen kör gibi, başkasını aydınlatır, kendini karanlıkta bırakır…

Kaderin sillesine eyvallah demeyi öğren. Çömlekçi çamuru dövmedikçe ondan testi olmaz; Hak seni sınamadıkça senden hakiki kul olmaz…

Huzur arıyorsan rıza makamına gel. Hak’tan gelene eyvallah diyenin hayatında fırtınalar kopsa da, denizi hep sakindir…

Gönlünü mülk edinme, dünya bir misafirhanedir. Hancı, yolcunun bıraktığı paltoya sevinmediği gibi, sende sana bırakılana sevinme.Gün gelir emanet sahibi emanetini geri alır…

Sırrını faş etme; gönül bir kaledir, sır ise oradaki esir. Esir kaleden çıkarsa, sen o sırrın kölesi olursun."

Tohum da toprak da berekettir; yeter ki tohum taşın bağrında, toprak kıymet bilmezin ayakları altına kalmasın…

Sırrı kalbinde bir kurşun gibi saklamayan, menzile varmadan kendi diliyle vurulur…

Denizin üstündeki köpükle sarhoş olanlar, dipteki incinin kıymetini ne bilsin…

Gözünü here heçe diken kuş, yerdeki danenin tuzak olduğunu, ancak avlandığı zaman anlar...

Harf kağıda düşmeden mana dile gelmez; kaleme inancı olan kaderin sildiği hecelere ağlamaz…

Garib Garib
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 18:30:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!