Evvel zaman içinde, çok, çok önceleri,
Söz alınmış, söz verilmiş; yok, yok günceleri.
Yaradan’ın indinde, dünyaya gelmeden,
Söz yazılmış, çizilmiş; hayayı bilmeden…
Bu nasıl söz? Bilseydim, sözümü unuttum.
Nasıl bilmem? Deseydim, her sözümü tuttum.
Diyemem, diyemedim; kuruttum gülümü,
Kırıldı, yapamadım; zor tuttum gönlümü.
İşte o vakit bir tin gönlüme meyletti,
Kısa ömrüm pek çetin, ömürler nakşetti.
İlmek ilmek işledi göz nurunun nurunu,
Söksen olmaz; çekilmiş söz kalenin surunu.
Fethetti her bir canı, seher çekilmeden,
Hüthütüm, Süleyman’a haberim salmadan.
Dedim ya evvelinde; çok, çok önceleri,
Yaradan’ın indinde; yok, yok günceleri…
Yürek yangın yeriydi, ateşi kim koydu?
Bu gözün son feriydi, can şu ömrü doydu.
Yerde koyma sözümü, vuslat at kalbimi;
Ya da vur, vur yüzümü; al benden ahdimi.
29.11.2021
Mesut TütüncülerKayıt Tarihi : 23.07.2026 16:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!