Sorular çoğalıyordu bazen.
Yetmiyormuş gibi cevaplar da kifayetsiz kalıyordu inadına.
Bir düşünce denizinde bir gül soluyordu.
Gülün can alıcı kırmızısı, düşünce denizini kan rengine boyuyordu.
O suya giren, bir daha çıkamayacağı gibi...
Kendini de bulamıyordu.
O su, cesetlerin suyuydu.
Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin
Devamını Oku
sen ülkemin yaz geceleri gibisin
saadetten haber getiren atlı kapını çaldığında
beni unutma
ah! saklı gülüm
sen hem zor hem güzelsin



