Soru Şiiri - Yavuz Bülent Bakiler

Yavuz Bülent Bakiler
40

ŞİİR


915

TAKİPÇİ

Soru

Ellerin neden soğuk,üşümüş müsün?
Gerçek misin,düş müsün?
Kar mı yağdı sokaklara,rüzgar mı esti?
Üşümüş müsün?

Odaları bir büyük sessizlik almış
Anladım ki artık her şey masalmış.
Dudakların açık kalmış.
Gülmüş müsün?

Neden yatıyorsun böyle upuzun
Gözlerin neden dalgın,yüzün neden öyle mahzun
Bir bilinmez yerinde uykumuzun
Ölmüş müsün?

Yavuz Bülent Bakiler
Kayıt Tarihi : 11.7.2000 18:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sinan Atik
    Sinan Atik

    Bu şiir, yüzeyde bir “uyuyan” ya da “sessiz kalan” kişiye sesleniyor gibi görünse de, derin yapısında ölüm, kayıp, gerçeklik ile düş arasındaki sınır ve terk edilmişlik duygusu üzerine kuruludur. Şair, sorular aracılığıyla hem karşısındaki kişiye hem de kendisine seslenmektedir.
    Genel Tema: Şiirin ana ekseni, bir varlığın hâlâ “orada” olup olmadığını sorgulama hâlidir. Bu, yalnızca fiziksel bir ölüm değil; duygusal, zihinsel ya da ilişkisel bir “yok oluş” da olabilir. Konuşan kişi, sevdiği birinin artık ulaşılmaz hâle geldiğini fark etmektedir.

    Dize Dize Yorum: “Ellerin neden soğuk, üşümüş müsün? Gerçek misin, düş müsün?”
    Burada “soğuk eller” doğrudan ölüm çağrışımı taşır. Ancak şair bunu kesin bir yargı olarak değil, bir soru olarak sunar. “Gerçek misin, düş müsün?” ifadesi, yaşanan durumun kabullenilemediğini, hâlâ bir rüya gibi algılandığını gösterir.
    “Kar mı yağdı sokaklara, rüzgar mı esti?”Doğa imgeleri, iç dünyadaki soğukluğu ve boşluğu yansıtır. Dış dünya ile iç dünya paralel ilerler: Sokaklardaki soğuk, anlatıcının ruh hâlidir.

    “Odaları bir büyük sessizlik almış
    Anladım ki artık her şey masalmış.”
    Burada kırılma noktası vardır. “Masal” kelimesi, yaşanmış olan her şeyin artık gerçekliğini yitirdiğini, bir geçmiş anlatıya dönüştüğünü ifade eder. Sessizlik, yokluğun fiziksel kanıtı gibidir.
    “Dudakların açık kalmış”Bu çok güçlü bir görsel imgedir. Söylenememiş sözler, yarım kalan bir iletişim ve ani bir kopuş hissi yaratır.
    “Gülmüş müsün?”Bu soru masum ama sarsıcıdır. Artık cevap alınamayacak birine yöneltilmiştir. Özlem ve çaresizlik içerir.
    “Bir bilinmez yerinde uykumuzun Ölmüş müsün?”Uyku ve ölüm iç içe geçirilir. Şair, ölümün “bilinmez bir uyku” gibi olduğuna işaret eder. Bu, hem korku hem de kabullenme barındıran bir metafordur.
    Duygusal Katman :Şiir boyunca hâkim olan duygu: Özlem Kabullenmeye yaklaşan bir hüzün Yalnızlık ve boşluk Soruların tamamı cevapsızdır. Bu da şiirin temel gücünü oluşturur: sessizliğin kendisi bir yanıt hâline gelir.
    Genel Değerlendirme: Bu şiir, bir kaybın hemen sonrasındaki zihinsel hâli başarıyla yansıtır. Kesin ifadeler yerine sürekli sorular kullanılması, anlatıcının hâlâ gerçeği sindiremediğini gösterir. Ölüm temasını doğrudan değil, soğukluk, sessizlik, masal, uyku ve rüya imgeleriyle dolaylı biçimde işler. Bu da şiiri daha etkileyici ve evrensel kılar.

    Birde şiirin anlatım gücü, imgeleri veya dil yapısı üzerine daha teknik bir edebî çözümleme de yapalım.
    1. Tür ve Biçim :Şiir, serbest ölçüyle yazılmıştır. Hece ya da aruz kalıbı yoktur. Bu biçimsel özgürlük, şiirin duygusal içeriğiyle uyumludur: belirsizlik, dağınık düşünce ve zihinsel çözülme hâli biçime de yansır. Dize uzunluklarının düzensizliği, anlatıcının iç dünyasındaki dengesizliği pekiştirir.
    2. Anlatıcı ve Bakış Açısı: Şiir, birinci tekil kişi anlatıcının, ikinci tekil kişiye hitabı üzerine kuruludur. Bu doğrudan seslenme tekniği, metni monolog hâline getirir. Ancak bu monolog aslında bir diyalog yanılsaması yaratır: Sorular sorulur, fakat cevap gelmez. Bu yapı, kayıp temasını biçimsel olarak da destekler.
    3. Sözdizimi ve Dil Kullanımı Soru Cümlelerinin Baskınlığı: Şiirin büyük bölümü soru cümlelerinden oluşur:“Üşümüş müsün?” “Gerçek misin, düş müsün?” “Gülmüş müsün?” “Ölmüş müsün?”
    Bu, anlatıcının bilgi arayışından çok, kabullenememe hâlini temsil eder. Sorular retoriktir; cevap beklenmez. Bu teknik, okuru da anlatıcının belirsizliğine ortak eder.
    Basit ve Günlük Dil: Sözcük seçimi bilinçli olarak yalındır:el, sokak, oda, dudak, uyku, gülmek Bu gündelik kelimeler, ölüm gibi ağır bir temayı daha sarsıcı hâle getirir. Büyük soyut kavramlar yerine küçük somut ayrıntılarla etki yaratılır.
    4. İmge Dünyası ve Semboller Soğuk ve Sessizlik :Soğuk eller, Kar, rüzgâr, Büyük sessizlik
    Bunlar klasik olarak ölüm, yokluk ve duygusal boşluk çağrışımı taşır. Fiziksel ortam, ruh hâlinin yansımasıdır. Bu, edebiyatta “doğa–ruh paralelliği” olarak adlandırılan tekniktir.
    Masal :“Artık her şey masalmış” dizesi, geçmişin gerçekliğini yitirdiğini gösterir. Masal burada: Ulaşılamayan, Geri dönülemeyen , Gerçek dışı bir zaman dilimini temsil eder.
    Uyku: “Bir bilinmez yerinde uykumuzun”Uyku, ölümün örtük metaforudur. “Bizim uykumuz” ifadesi, anlatıcının da karşısındaki kişiyle birlikte bu bilinmezliğe yaklaşma hissini taşır. Bu, kaybın anlatıcıyı da varoluşsal bir sorguya sürüklediğini gösterir.
    5. Ses ve Ritim: Şiirde belirgin bir ölçü yoktur, ancak tekrarlanan ‘m’ ve ‘n’ sesleri (müsün, masalmış, mahzun, bilinmez, uykumuzun) yumuşak ve içe dönük bir tını oluşturur. Bu, şiirin ağıt benzeri havasını güçlendirir. Kısa sorularla uzun betimleyici dizelerin ardışık kullanımı, ritimde bir dur–akış dengesi yaratır. Bu da soluk alıp verir gibi bir anlatım hissi verir.
    6. Tematik Derinlik: Şiir yalnızca bir kişiye ağıt değildir. Aynı zamanda: Gerçeklik ile hayal arasındaki sınır,Ölüm karşısında insan bilincinin çaresizliği,Hatıraların zamanla “masala” dönüşmesi gibi varoluşsal temaları işler. Bu yönüyle bireysel bir kayıp anlatısı, evrensel bir insanlık hâline dönüşür.
    7. Genel Edebî Değerlendirme : Bu şiirin gücü, büyük dramatik ifadelerden kaçınmasında yatar. Yazar:“Öldün” demez,“Ölmüş müsün?” diye sorar.
    Bu fark, şiiri duygu yüklü ama melodramdan uzak kılar. Okuyucuya yorum alanı bırakır ve empatiyi zorunlu değil, doğal hâle getirir.

    Kendisine baki alemde Allah'tan rahmet dilerim. Dürüst, söylediklerinin arkasında duran mütefekkir bir insandı. Hemşehrim, havasını soluduğumuz aynı mahallenin insanı kendisininde söylediği gibi o bir anadoluydu. Büyük bir değerimizdi.

    Cevap Yaz
  • Efruh Te
    Efruh Te

    "Bir bilinmez yerinde uykumuzun
    Ölmüş müsün?"

    Ve sadece bu mısra bile ne çok şey anlatır.
    Şiir, sadece duyguların akışı değildir. Sade bir dilde, yalın bir anlatımla derin fikirler sunmak gerek.

    Cevap Yaz
  • Efruh Te
    Efruh Te

    Allah'ın rahmeti üzerine olsun değerli şair, güzel insan.

    Ölümü, öleni tasvir ederek, insana kendi ölümünü sorgulattıran, düşündüttüren güzel bir şiirdi. Kısa ve öz.

    Cevap Yaz
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    mekanı makamı cennet, menzili mubarek olsun...

    ha ama şiir mi; değil,

    .
    ...
    .
    ki yazgıları ortak ve bir noktaya bakan gözlerde,
    hani; karları erimeye yüz tutmuş bir korunun,
    ağaç dalları arasından süzülen
    o solgun gün ışığı hüzmesi altındaki,
    kamaşıklıkla,
    kırk yamalı paltosuna bürünmüş ve,
    yuva sıcaklığından geçmiş bir evsizin,
    bağrı yufkalığınca,
    üşümek ister dizeler…,

    sonra;
    sayıklamalar kesilir/ayıklanır
    düşün o hayra yoracak yerleri,
    geriye kalan kâbuslarından…,

    her gece saat yârimde,
    usulca sarılıp kendime
    her mahluk gibi,
    içimdeki hep aynı afacan kul iştiyakıyla,
    uyuya kalırım,
    acaba bu gece mi vuslat,
    sorusu kalbimde…,
    .
    ...
    .

    Cevap Yaz
  • Kılıç Ali
    Kılıç Ali

    Bu şiiri; şairin ağzından dinledim. Öyle çok iyi gelmedi bana.
    Ama değerli bir insan

    İyi çalışmalar....

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (16)

Yavuz Bülent Bakiler