"Güzel insanlar güzel atlara binip gittiler." demişti ya Yaşar Kemal, "iyiler çok yaşamaz" demiş ya atalarımız,
"güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa" deyip gönüller tahtına oturmuş ya ışığa hasret kalan dünyasıyla bizi aydınlatan Aşık Veysel...
İşte biz onlardan öğrenmiş, onlardan dinlemiştik aşkı, sevdayı, hüznü, vedayı..
Zaten öyle değil miydi?
Şu masmavi gök kubbenin altında söylenmedik söz, yaşanmadık an(ı) , hissedilmedik duygu, üflenmemiş köz, öfke duymamış yürek var mıydı?
Ama belki sevgide en kıskancımız ve en bencilimiz;
" ben güzele güzel demem, güzel benim olmayınca" diye ünleyen Karacaoğlan'dı.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta