Karanlık bir dehlizdir bu, ruhu sıkar her nefes,
Sessizliğin çığlığıyla titrer bu yıkık beden.
Gider sonsuz boşluğa bak, dönmez bir daha giden,
Kefen sarmış anıları, dar gelir bu boş kafes.
Yalnız bir gölge çökerken, çürürken tende canlar,
Yokluğun hüzün vadisi dolar ıssız gözlere.
Mühürlenmiş dudaklarda sığmaz feryat sözlere,
Ölümün pençesinde bak, durur bütün zamanlar.
Musalla taşında susku, bir devasa kimsesiz,
Kalabalık gider elbet, kalırsın toprak ile.
Yazılır adın sonunda kara mermer bir taşa,
Ufukta bir fırtınadır, kopar içten çaresiz.
Nerde o görkemli evler, hani o büyük güçler?
Korkunun rüzgârı eser, söner hayat ateşi.
Mezarın soğuk sorusu, yorar yorgun güneşi,
Zamanın çarkında biter o en hırslı gülüşler.
Gurbet içinde bir gurbet, kimsesizdir bu yolculuk,
Korku sarar dört yanını karanlık bir gecede.
Bir bilinmez gizlidir bak söylenen her hecede,
Ölüme boyun eğer bak, o en soylu ve çocuk.
İnanç sığınak olurken titreyen can evine,
Araf’ın soğuk rüzgârı savurur her zerremi.
Kim dindirecek acaba bitmek bilmez elemimi?
Ruh hapis kalır sonsuza o kör nefis devine.
Gözlerinden fer çekilir, dökülür eski yaprak,
Yalnızlık bir zehir gibi işler kemiklerine.
İner vuslatın perdesi o en derinlerine,
Kucağını açmış bekler o vefasız kara toprak.
Terazi kurulur gizden, hesap sorar saniyeler,
Dünyalık hırslar biter de kalır elde bir hiçlik.
Fani rüyanın sonunda uyanıştır bu güçlük,
Gökyüzünde yankılanır o hüzünlü iniltiler.
Ayrılık oku saplanır, parçalar bu göğsümü,
Ruh çıplak bir kuş misali çırpınır boşlukta bak.
Görünmez bir el uzanır, her bağdan kopararak,
Bırakıp gider gidenler o en süslü kostümü.
Burası son durak ey can, burası son nihayet,
Sönmüş lambalar içinde tek başına bekleyiş.
Acı dolu bir rüyanın kalbinde bu inleyiş,
Ölüm ki her zerre için en sarsıcı hikâyet.
Kayıt Tarihi : 9.1.2026 19:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!