Gecenin karanlığına sigaramın kızıllığında aydınlatarak, sessiz haykırışlarla sana yazarak seslenmekle geçiyor artık uykusuzluklarım. Oysa ki her gece kollarımda uyuduğun düşlerimle iple çekerdim geceleri. Nerden bilebilirdim ki çektiğim iplerin bir gün boynuma dolanıp can vereceğimi..?
Senden sonra yarım yamalak geçen her şey gibi uykularım da bölünüyor sevgilim. Gözlerini yama yapardım gözlerime de eksikliğini tamamlardım bebeklerimin. Şimdi her gece uykumu bölüp yaş oluyor, yasını tutuyorlar bu yaşta. Her gecenin sessizliği daha bir derin hüzün ekiyor ömrüme. Sen benim gecemin sonundaki ‘günaydın’ımdın be sevgilim. Ne heyecanla uyanırdım sabahlara. Sana ‘günaydın sol yanımmm’ mesajını attıktan sonra, senden gelecek cevapla günümün aydınlanmasını; yokluğunda daha iyi anlıyorum.
Güneşi gülüşünde doğuran sevgilim. Senden sonra karanlık sabahlara uyanmaya, her sabaha küfürler savurarak kavga ediyoruz hayatla. Sol yanım… İnme indi gönlüme son sözlerinden sonra. Senin kulaklarıma umarsızca indirdiğin,gönlümü felç eden haykırışların; benimse hala sana yol alan göz yaşlarım…
Bir sigarayı daha ortak ediyorum karanlık yoldaşlığıma. Sen olsan kızardın. Çok sigara içmeme. Saklamayım her sigara yaktığımda hatırıma düşer paketimden alıp kırdığın sigaralar. Meğer ellerin ne kadar marifetliymiş. Seni seven bir kalbi de paramparça edebilecek kadar güçlüymüş. İşin acı yanı; ellerini tutarken bu denli güçlü oluşunu anlayamadığımmış…
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta