Ahir zaman çağının, Son uşağı iblisin
Amerika denilen, Bir şımarık iblis’sin
Nesebin belli değil, Hep fitne ve fecirsin
Firavun deden gibi, Nemrut baban gibisin
Doymadın kan dökmeye, Doymadın can yakmaya
Amerika denilen, Sen şımarık iblis’sin
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Ahir zaman çağının, Son uşağı iblisin
Amerika denilen, Bir şımarık iblis’sin
Nesebin belli değil, Hep fitne ve fecirsin
Firavun deden gibi, Nemrut baban gibisin
Doymadın kan dökmeye, Doymadın can yakmaya
Amerika denilen, Sen şımarık iblis’sin
Nerde bir mazlum varsa, Çiğneyip geçen sensin
Özgürlük diye, diye, Kanını içen sensin
Ayak bastığın yere, Melânet saçan sensin
Girdiğin her Ülkeyi, Yok edip kaçan sensin
Ah edip inliyor hep, Yıktığın bunca mabet
Amerika seninde, Yakındır sonun elbet
Hiç haddin değil amma, Büyüklük taslıyorsun
Yürüdüğün her yolda, Duvara tosluyorsun
Hep şahsına münhasır, Çakallar besliyorsun
Gördüğün her haini, Kışkırtıp us’luyorsun
Döner devran tersine, Mevlâ büyük ve kerim
Amerika adil ol, Yeter kan dökme derim
Büyüklük böyle olmaz, Büyükler adil olur
Zannetme ki yaptığın, Öyle yanına kalır
Nasılsa o gün gelir, Herkes dersini alır
İlâhi adalet ki, Er geç tecelli olur
Şeref’im der yırtınma, Yakındır sonun yakın
Amerika nasılsa, Bozulur dönen çarkın
selamlar kutlarım şerafettin bey kardeşim
yüreğine sağlık kana doyması bu hain vampir
gerçi kader adalet eder beşer zulmeder
Allah cümle inananlara akıl,şuur versin de bu hainlere bir ders verelim
osman karahasanoğlu
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta