Son Sığınak
Gözlerinin içindeki o eski şehir yandı,
Küllerini savurdum, avuçlarımda acı kaldı.
Seni her düştüğünde tutan o yorgun ellerim,
Şimdi kendi karanlığında, tek başına ufaldı.
Bensiz üşüyeceksin artık
O büyük yangınlardan geriye sadece karanlık...
Ne bir söz kar eder bu dilsiz boşluğa,
Ne de bir damla yaş, derman olur bu uzaklığa.
Bir zamanlar cennetim dediğim o durak,
Şimdi yabancı bir el gibi, benden çok uzak.
Kırılan yerlerimi yamamaktan yoruldum,
Sana çiçek açarken, ben kökümden vuruldum.
Artık adının geçtiği her yer benim için bir gurbet,
Sana verdiğim emek, içimde sessiz bir nedamet.
Zamanın eli değdi en taze yarama,
Boşuna arama beni o eski sayfalarda,
Çünkü bu gidiş, bir kapıyı çarpıp çıkmak değil,
Kendi içimdeki seni, sessizce öldürmektir.
Yalnızlık değil bu, senin bende bitişin;
Kendi kıyametimi başlatıp, benden gidişin.
Ve şimdi her şey bittiğinde, sessizlik en büyük ses,
Benden sana kalan son şey; soğuk bir nefes.
Hilal Avunyalı ✍️
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 03:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Çok sevdiği birinden sogudugunu anlatıyor




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!