gözlerinin
ferinde sönerken bin nazlı şerare
sökülür dağların perçeminden kızgın lavlar
dörtnala koştururken yağmur dişli rüzgârlar
düşer alnımın ortasına taştan bebekler
ölüm her yerde...
Tüm umutsuzluklara rağmen gülmeyi unutmadım.
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim
Devamını Oku
Yaşamayı öğrendim hayatta, ayakta kalmayı.
İnsanları öğrendim, yüzlerinde maske.
Savaşmayı öğrendim, yenmeyi dövüşmeden.
Gözpınarlarım yaşla dolsa da bunları saklamayı öğrendim




ve gece karanlık...
ay delirmiş
toprak soğuk
serçeler ölü...
mavi bir çiçeğin
dudağında uyurken şehir
Yarin sabah cikip gelsen,
alsan ucurum kenarindan
haliperisanimi,
unuttursan
senden gayri herseyi..
mavi bir çiçeğin dudağında uyurken şehir
ve şebnemler düşerken badem ağaçları/na..
'kayıp kentin ezgisi' misali,
'Soluğu kesilmiş rüzgârın boğuk nefesi'ni
ve 'sarı hüzünleri dökmek için'
yaşam salıncağı/na..
inadına yaşamak gerek!
Bu şiirle hayatın hüzünlendiren 'nedennnn'lerini henüz algılayabildiğimi farkettim..! /
ŞAİRENİN YÜREĞİNE SAĞLIK.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta