Duydum ki; yırtıp atmışsın o yazdığım mektupları,
Kesmiş kısaltılmışsın saçlarını da.
Ne gözlerin kalmış geriye, mağrur ve dokunaklı,
Ne de o eski hevesler.
Şimdi her yer üzgün, dokunaklı, ağlamaklı.
O derin, amansız, sessizce yanaşan.
Geceler boyu aklımın derinliklerini zorlayan, hayalin miydi
Yoksa, gözyaşlarım gibi tükenen ömrümün son kırıntıları mıydı?
Sen de çekip gitme dur
Yokluğun yalnızlığımda saklı
Kalabalıklar arasında yapayalnızım.
Dur gitme şimdi tam bu mevzide kalmalısın;
Yokluğundan kaç kurşun yedi bu Sinem, saymadım.
Varlığın içimde yeniden filizlenir,
Tazelenir dertlerim, kederim.
Gündüzüme aydınlığım ol, sen ol yaşama sebebim.
Dur, gitme şimdi kalmalısın;
Ya tamamen kal bu barikatta ya da çek git büsbütün.
Eski bir şarkı gibi kal sessizce
Çıkart artık şu hüzünleri valizinden,
Bilmez misin, vedalar hiç sevilmez ki zaten...
Kayıt Tarihi : 4.08.2026 18:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiir, bir ayrılığın ardından yaşanan derin yalnızlığı, kabullenmeyle direnç arasındaki o çaresiz bocalayışı anlatır. Bitmiş bir aşka tutunmaya çalışan, vedanın hüznünü valizinde taşıyan ve yarım kalmışlıkla yüzleşmekten korkan bir ruhun son yakarışıdır.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!