Gıybet dedikodu ölü etidir,
Şuursuz dillerin alametidir.
Fitne fücur fısk, gösteriş gâh hile,
Çok söz gerek, mizan bilmez cahile.
Çekiştirir kimi görse hergele,
Üslûp bilmez, ölçü sığmaz pergele.
Zifir sarmış, tiksinti var yüzünde,
Kine gebe, esfel mührü gizinde.
Önce secde, sonra nifak ne âlâ,
Sözlerimi anlar sinsi budala.
Siyon topuğunda sivri potinin,
Seyret ürmesini sokak itinin.
Değnek nerede, yal nerede biliyor,
Kuyruk büküp sırıtarak gülüyor
Kâr etmez ne desek, çok var bu yüzler,
Namustan bihaber, ardan öksüzler.
Ebe lazım lohusalık bu kula,
Sancıları taşımaktan kurtula.
Sürüler, yığınlar; ne örf ne değer,
Planlar kahpece, din der şirk sağar.
Yol heyulâ, katır cinsi nallıdır
Dudağı kizb, yanakları allıdır
Usûl esas bilmez, elinde teber,
Va'z veriyor, taharetten bihaber.
Leşi koymaz Hamit Dede mezara,
Kabul etmez Aras aksa Hazar’a.
Hesaplar sorulur, dürzü ham ahmak,
İmhâl var ihmal yok; şükür muhakkak.
Hakikate kördür, gerçeği saklar,
Tahribatı dehşet “sadık ahmak”lar.
Hamza’dan öğütlü yumruklarım var,
Hakk’ın emrindedir mahşere kadar.
Bi namus, kös beyin, ne desem sana,
Hiciv değmez ins kisveli hayvana.
Soyu sopu şehit yatanı bilmez,
Mizanı, ezanı, vatanı bilmez.
Çomar desek sürü ürkek, hoşt demem,
Patavatsız maskaraya puşt demem.
Birlik haktır, tüm renklerle kol kola,
Sürç-i lisan eylediysek affola.
Şu Micingirt baş koymuşuz hak yola,
“Hayırlar feth ola, şerhler def ola.”
Kayıt Tarihi : 1.08.2017 07:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!