Sana masa ayırırım bir sabah,
Ant veririm, itirazın da günah
Hemen kesme, boş konuşmam ki, billah
Söz, cümlelerle konuşalım
Oturduğun yerde boylan masadan,
Bu dünya ne kadar büyük ki zaten
Yolumuz bir yerde kesişmez mi hiç?!
Seni ilk andığım yerde beklesem,
Sen de o sırada gel önümden geç
Bu dünya bu kadar büyük mü yani?!
Uçuşan hissleriyle
Semasız,
Üstükapalı bir harabede
Serbest şiir yazmakta
kolu zincirli şair…
Yeter ki, sen bana şair deme,
Hasretine arka dönüp el salladım gölgeme
Görmedikçe dil sükuta alıştı hep, göz neme
Gönül der ki, artık unut, gelmeyecek, bekleme
Hakikate istemeden kanıyorum...
Elveda...
Denizin üstünde yalnız kalmışım
Aklım yok avlanayım bir martı tek
Bak, suyun dibine çekilmekteyim
Şuurum beynime ağır geldikçe...
Suların içine sığınmış şehir...
Senden sonra hiç susmadı, hep sızladı gizlice
Çok okşadım, sıvazladım boynubükük gönlümü
Gel ki benden döner oldu, dedi yansak ateşte
Bildim, sana yar etmişim yüzüdönük gönlümü
Hiç bırakmadın ki kaçacak bir yer
Hayalin peşimde, asla bunalmam
Sen gelen yolları bana nişan ver
Sen giden yollara bir daha bakmam
Göğsüm dağ - içinden şiirler coşan
Dillendi içimde lal olan sevinç
Çok oldu yiteli duygularımda
Bir anlık inandı bu naif kalbim
Yetecek sonuna kaygıların da
Durunca hayatın büsat yerinde
Gün gelecek, göreceksin:
Yüzündeki o sevincin
Gözlerimi okşayacak...
Seni henüz görmemişken
Yüreğime dikilmişsen,
Bakışların bir yol bulup
Her seni hatırladığımda
Güneşe dokunmak geçer içimden...
Bunun için depresif tramplenlerim de var benim...
Sen ki bilirsin,
kafam taşa çarpmadan, vazgeçemem şu hevesimden
bilsem bile ki,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!