Siyah önlük, beyaz yaka üstümde,
Nice umut filizlenir içimde.
Yamalı bir pantolonla yürürdüm,
Gurur vardı çocuk gönül düşümde.
Tahta sıra eskimişti, çatlaktı,
Üzeri hep çocuk yazısı saklıydı.
Üç beş can bir sıraya sığışırdık,
Dostluk bizim için büyük varlıktı.
Kara tahta, tebeşirin tozuydu,
Her harfte bir yarının sözüydü.
Silgi biter, avcumuzla silerdik,
Okumak tek gönlümüzün yüzüydü.
Kızlar gelir taç takardı saçına,
Biz bakardık rüzgâr vurmuş başına.
Taranmamış saçlarımız utanç değil,
Yokluk sinmiş çocukluğun yaşına.
Gazeteyle kaplanırdı kitabım,
Bir kalemdi bütün okul hesabım.
Defterimi özen ile korurdum,
İlim idi tükenmeyen sevdam.
Ders dergisi paralıydı o zaman,
Alan okur, bakardık biz uzaktan.
İç çekerdik sayfalarına sessiz,
Yokluk geçer derdik yine inançla.
Kömür isi sarardı mahalleyi,
Gecekondu örter idi her yeri.
Babam işçi, anam sabır deryası,
Helâl lokma süsler idi evleri.
Beslenmede ekmek, peynir yeterdi,
Şükür bizim en büyük servetimdi.
Ne huysuzluk ne de boş bir yakınma,
Kanaatle büyür idi yüreğim.
Bazı hoca hâlimizi bilmedi,
Garip gönlü bir kez olsun görmedi.
Bir tatlı söz bekler iken içimiz,
Sessiz kaldık, çocukluğum incindi.
Okul biter dükkân yolu görünür,
Küçük omuz büyük yükü sürünür.
Hem çalışıp hem de düş kurardık biz,
Emek ile insan bahtı örülür.
Şimdi dönüp o günleri anarım,
Her hatırda başka başka yanarım.
Siyah önlük bir elbise değildi,
Çocukluğum, alın terim, baharım.
Mahrumî der: geçse yıllar aradan,
Silinmiyor o hatıra yaradan.
Siyah önlük gönlümde bir nişandır,
Beni ben eden o yokluk sonradan.
Kayıt Tarihi : 1.07.2026 13:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



