Ben birkaç kareyim, birkaç kelime, birkaç mısra arasında unutulmuş, hırslarına yenilmiş bir kum masalı, gecelere sığmayan güneş.
Seccadenin üzerine inen yorgun baş korkak duyguların isyanında sükut yüzyıllardır tekke duvarlarında küflenen mumdan muskalarla kurutulanım, deve kuşu yumurtasına tutunan son örümcek, bir heykel gibi donacak silüetim.
Biliyorum bir sigara kadar olmayacak değerim, hiçbir sohbette geçmeyecek adım, kutsayan adamlarım olmayacak mezarımı, kimse ardımdan hayırla anmayacak beni, kursağımda kalacak bütün heveslerim.
Solgun renkler dökeceğim avucuna zamanın, kullanmayacağım karete hareketleriyle öleceğim.
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Devamını Oku
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta