Sivastopol´dan Cumhuriyete
Yıl 1921,
Aylardan Ocak,
ikişerli gruplar
Sivastopol Limanında
karlı don toprakta,
parmakta sızıya aldırmadan
Komitenin yoldaşları, SSCB ye ait Cemselerde
Güneş istifli sandıkları
Ay ışıgında, Ambarlara yüklediler!
Kızıl meydanın çekik gözlüsü
parmagıyla Inegöl´ü gösteriyor.
“Yoldaşlar!
Kim ki Emperyalizme darbe vuruyorsa,
yanında olmalıyız!
Ulusal başkaldırılar
Askeri, maddi,manevi desteklenmelidir.
Kongire ivedilikle bunu ele almalı.“
Öneri,meclisten alkışlarla geçti!
Tarihe not düşenler
Mermiyi cepheye taşıyanları bilsede
Sosyalistlerin desteklerini
hiç kimse, biryerde hiç bir zaman söylemedi!
Işbirlikciler, gözlerimizi çaldılar,
omuz dostlarımızı görmüyelim diye.
Bize ögretikleri tek sövmekti,
bilhassa Lenin ve Stalin´in anasına!
Çanakkale´de, Zırhlıların üstüne
gözlerini kırpmadan atlayan babalar
dişleriyle kopardı halatları
tek düşündükleri,
defolup gitmesiydi düşmanların!!
Geride kalan Analar, sırtında bebeleri
Boş Ambar üstünden bekledikleri.
Avlu ortasında,
Bir tutam Bugday,
Arpa,
Yulaf ve Çavdarı Avuçlarında ovalayıp
Kılçıklarını hohlayarak yutmadan bekleyenlerdi!
Çarşafsız döşeklerde,
elleri kilitli, başları Hasır yastıklarda,
çorak damın çalı çırpı tavanına içi geçkinler
Sıtma,Tifo ve Dizanteriden baka baka öldüler.
Öte yakada azgın suları takmayan
usta Kaptan, Vladimir ve Josef,
Limana yaklaşmadan önce, Güvertede
Ay ışıgında,
Ayazın ölümcülügüne inat
Güvertede
iki Kadeh Vodka ve tütün sarıp içtiler!
Inegöl üzaktan görülüyor du!
Ambar son defa sayıldı.
39.000 tüfek,
327 makineli tüfek,
63 milyon fişek,
147.000 top mermisiydi emanet!
Ön Cephede
gece vaktiydi,
sessiz konuşan
Mehmet Onbaşı
Kör Ülfet´e
çömeldigi yerden yıldızlara bakarak
"Varımız yogumuz,
üç beş Teyyare,
biraz top,
biraz Tüfek, Mermi
ve Süngüdür,
esas bizde olan, imandır güzel abim, iman!!
Cephane bitti bitecekti,
Mevzilere yerleşen eratın korkusu,
Düşmandan çok soguktu
Zifir ortasında tarlada kara çalıyı gören gözler
Düşman mevzilerinde kıpırtılara pür dikkatli
ufak çıngılar geceye indikce
sessizlik ölüm çagırıyor ovaya
Saldırımı olacak diyor Suphi
Oysa, Selanikli Adonis, Nevale sonrası
yarım izmariti çekiştirirken,
beti benzi, korkudan beyaza kesen Loxias´a
"Bok mu var buralarda?
Yensek, sanki gelip bostan ekecegiz “
Mezra, gittikce soguyor,
Kar geliyordu Ovaya
Askerin son kurşunuydu avucunda
ve mermiden çok düşman vardı!
KAGNILAR, memleketi yükledi boyundurklara
Ali gardaşı, Hızır yoldaşı ola
Allah utandırmasın Milleti, kışta kıyamette!
Koca Hüseyin, Antepli Murat Çavuşa,
“Biliyonmu?
Buralarda donup ölecegime
kafirin mermisiyle ölüyüm daha iyi
hiç degilse, cephanesi azalır gavurun”
Gözleri Tan Vaktine kitlendi
cephanenin azalmasına öyle sinkafli laflar ettiki!
Merkez Karargahtan
Inegöl Komutanlıgı´na
telgraf üstüne telgraf gidiyor
“yavrum ne zaman gelecek bu Cevat Paşa? “
Erat, Yıldızların altında,
kuruttugu gazelden cigara sarıyor
dumana asılan dudaklar belki yarın ebedi susacaktı.
Emaneti Limanda teslim alacak Süleyman
fena kuşkulu,
hızlı adimlarla aşagı yukarı gidip geliyor
Herkeste bir tuhaflık var
Hele Süleyman,
yıllarca bıçak degmeyen sakalını yolar gibi okşuyor!
Kendi kendine mırıldanıp,
“Ya gelmezlerse?
ya getirmezlerse?
öyle ya, bunlar degilmiydi Osmanlı´nın düşmanı?
Karst ta Sarıkamış ta!
Komunistleri gözüm hiç kesmiyor!
Bir devlet, karşılık beklemeden niye yardım etsin ki?
Aklım almıyor?
Bu; Top, Tüfek, Mermiydi imanım!!"
Bolşevikler,17 Ekim devriminden sonra
Parti meclisinin aldıgı kararla
Karadeniz Bölgesinden gönüllü geri çekildiler.
Halk okuma yazma bilmezken
Dünyadaki beş temel çelişkiyi,
nerden bilsin Süleyman?
Heleki, Emperyalizmin Halklarla olan çelişkisini..
Gemi Inegöl Limanına yanaştıgında
Süleyman, sevincinden
Paltosunun kolundan ısırıp
hıçkıra hıçkıra agladıgını
Ilk defa, Savaştan sonra köyün kahvesinde anlatmıştı!
Satılar Köyünde yaşlılar heyeti,
dumana duran köy odasında;
“80 Kagnı gerek,
80 haneli köyümüzden!
Biliyoruz Zemheri kapıda,
Üstte başta yok horantanın, amma velakin
Emaneti üstümüze aldık eyy ahali!"
Kerpiç Köy odasında
içyagına gömülü çeragandaki fitil,
kelebek gibi pırlıyor.
Karanlıgın döşüne ferini,sarı isli indiriyor.
4 metre ötede sedirde oturan heyet
görev dagıttı, 80 yigide.
sekizi, odada yoktu,
belki evlerinde uyuyordu
Bekçi ev ev gezerek,
kapıdan agır veballeri uzattı,
Elifin anasına kadar.
Limanda yüklemeleri yapan
Anadut elli Cabbar emmi
ilk emaneti
köyün büyügü Mahmut emmiye verdi.
Yükünü alan Kagnılar
"ya Bismillah" deyip kendini yollara vurdu.
Yanık sesli gıcırtılı Kagnılar
80 insan
160 öküz
ve Binlerce Top Mermisiyle
attıgını vuran Cücük Osmana
Soguktan Dabaz olan Hanefi Onbaşıya
Tek okuma yazma bilen Murtaza Çavuşa
yani Cepheye giderken
kendi cesedine bile basıp gidebilecektiler!
Isgal kuvvetleri karadan, havadan
koca bir milleti tarihten silme adına
topragımıza, işkenceyi ölümü saldılar.
Çocuklar esarete diklenip
kendinden böyük köşe başlarını tuttular,
ve koca taşlar ellerinde fiskeydi sanki,
santim ilerletmediler düşmana bu topraklarda!
Mustafa Kemal;
Cephede planlar yaparken,
Gözüm Sakarya´da Kulagım Inebolu´da diyor!
Beklenen bir milletin bahtıydı
Elifin anası çoktan yoldaydı
Lakin, Kara öküz epeydir topallıyor.
Korkuyor, durup durup yürümesinden
Hava karardı kararacak,
gecenin ayazı inecek birazdan
Soguk, kimseyi kayırmadan abanıyor,
daga taşa, kurda kuşa.
Elif´i üsümeşin diye sıkıca örttü anası,
yanına altına üstüne kuru ot serperek
Kara öküz ikidebir duruyor
Tipi geliyor, Çamlar ötüyor ovada.
Yarabbi koyma beni darda!
Der demez çöktü yere,
Çöküp gözlerinden öptü Kara öküzün!
"kurban oldugum, yekin hele bir yekin"…
üç dakika yattı,
savurdu boynuzunu havaya,
Allahım şükürler olsun!
Kagnıya binerken Ana yere düştü,
yerdeki buz, avcunu ortadan kesti!
kolu fena sıyrıldı!
Kar yavaştan başladı,
yollardaki izler kayboldukca
öküzler zorlaniyor, durarak gidiyor!
Tipi, bıçak gibi sıyırıyor,yüzüne her düşdügünde.
Mermiler ıslanmamalı, çıkarttı Kazagını
Serdi Elifin üstüne
abandı biraz, bebe iyice ısınsın diye..
Parmak uçlarını hohlaması boşaydı!
ilkin ayakları ve elleri durdu.
Kara Öküz son kez yekindi
ve cansız düştügünde bembeyaz hayale
Kitlendi Kagnı, bir tek Sarı Öküzün omzuna!
Ana çareye agladı!
Bacak ve agzı morardı!
Parmakları koptu!
Ayakları zaten yoktu!
Kocası hem Topal hemde kördü
Çanakkale de patlayan şaramplenden!
Kar yolları kapattı!
Kagnı üstünde,
Elif´i sarmalayan Ananın
Aklına Köyün, Bekçisinin tellalı geldi!
"- Eyyyyy ahali!
Duyduk duymadık demeyin!
Cuma günü her haneden bir Kagnı,
İnebolu'ya yük taşımak üzere gidecektir"
Emanet, Kastamonu karargahına vardıgında
Kimse akıl edemedi,
bu Kagnının nasıl ve ne şekilde geldigini.
Devrekanili Cemil ve Beşiktaşlı Rıfat Çavuş
Tarihe not düştü;
Bir öküz
Bir kagnı
Top,Tüfek mermiler
ve otlar arasında aglayan bir bebek..
Bebegin Adı; Elif
Kaskatı donmuş bir Ana
Adı; Şerife Bacı
Son düşmanı yok edecek, o top mermisi,
Elif´in yanında durdugu gibi sakin degildi!
Artık vaktim geldi deyip,
Fırladı mekanizmadan!!
Haydar Metin
Haydar Metin
Kayıt Tarihi : 29.10.2016 00:25:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Tekrar kutluyorum bu önemli çalışmanızı...
şimdilerde ise.......neyse :(
Nazım'ın 'Kurtuluş savaşı destanı' nı okur gibi oldum...
Teşekkürler.., kaleminize sağlık sayın Haydar Metin...
TÜM YORUMLAR (5)