Sivas'a Yazılmış Bir Ömür

Sabit Süreyya Sirer
237

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Sivas'a Yazılmış Bir Ömür

Benim adım rüzgâra yazılmış bir çocukluktu,
Sivas’ın uzun kışlarında büyüyen bir nefes…
Kaldırımlara düşen kar gibi sessiz,
Sobanın başında ısınan hayaller gibi sıcak.

Babamın sesi vardı evin içinde,
Kalın duvarlara çarpıp geri dönen bir güven gibi.
O konuştuğunda dünya biraz daha sağlam dururdu,
Sanki gökyüzü direklere değil,
Onun omuzlarına dayanıyordu.

Bir akşamüstüydü hatırlıyorum,
Güneş Sivas’ın dağlarının arkasına çekilirken
Babam bana bakıp
“Hayat uzun bir yol oğlum” demişti.
“Yol bazen kar olur, bazen çamur…
Ama insan yürümeyi bırakmaz.”

O zaman anlamamıştım.
Çocukluk, anlamadan gülmektir çünkü.
Koşmaktır sokaklarda,
Dizlerin yaralı, kalbin tertemiz.

Sivas’ın sokaklarında büyüdüm ben,
Rüzgârı sert, insanı sıcak şehirde.
Taş duvarlara yaslanmış hayallerim vardı,
Bir gün dünyayı değiştireceğime inanan
Saf bir çocuğun hayalleri…

Bir uçurtma gibi göğe saldım düşlerimi,
İplerini avuçlarımda sıktım.
Rüzgâr bazen yardım etti,
Bazen de koparıp götürdü.

Hasret dediğin şey de böyleymiş meğer;
Bir gün fark ediyorsun
Bir şehrin kokusunu özlediğini…
Bir sokağın sesini,
Bir kapının gıcırtısını.

Ve en çok da
Babamın akşam eve girişini.

Kapı açılırdı…
Ayakkabısındaki karları silerdi sessizce.
Annem mutfaktan seslenirdi,
Ben ise koşardım
Sanki dünyanın en güvenli limanı
O kapının eşiğindeymiş gibi.

Sonra büyüyor insan.

Büyümek,
Bazı kapıların bir daha hiç açılmaması demekmiş.

Bir gün anlıyorsun;
Çocukluk dediğin şey
Bir şehrin içinde değil,
Bir insanın yanında saklıymış.

Babamın gölgesi kısaldıkça
Benim gölgem uzadı.
Hayallerim büyüdü,
Ama içimdeki çocuk
Hâlâ o sokakta koşuyor.

Sivas’ın rüzgârı hâlâ yüzüme çarpıyor bazen,
Yıllar sonra bile.
Bir tren garında,
Bir akşam vakti,
Bir yalnızlık anında.

İnsan nereye giderse gitsin
Çocukluğunu yanında taşıyormuş.

Düşlerim vardı benim,
Gökyüzüne yazdığım büyük cümleler.
Gerçekler geldi sonra…
Yağmur gibi,
Sessiz ama ağır.

Anladım ki
Düşler göğe bakar,
Gerçekler toprağa.

Ama insan ikisinin arasında yaşar.

Babamın sesi hâlâ kulağımda bazen:
“Yürümeyi bırakma.”

Ben de yürüdüm…
Şehirler değişti,
Yollar uzadı,
Dostlar eksildi.

Ama içimde bir yer
Hâlâ Sivas.

Bir soba sıcaklığı,
Bir kış akşamı,
Bir çocuğun umut dolu gözleri.

Şimdi geriye bakınca görüyorum;
Hayallerim kırılmadı aslında…
Sadece şekil değiştirdi.

Çocukken gökyüzüne çıkmak isterdim,
Şimdi ise
İçimdeki gökyüzünü kaybetmemek.

Ve anlıyorum;
Gerçek dediğimiz şey
Hayallerin ölmesi değilmiş.

Gerçek,
Onları kalbinde taşımaya devam etmekmiş.

Ben hâlâ o çocuğum biraz;
Sivas’ın rüzgârında koşan,
Babamın gölgesinde büyüyen,
Hasreti bir türkü gibi taşıyan.

Ve biliyorum ki
Bir gün yine döneceğim o şehre…

Belki bir sokağın köşesinde
Çocukluğumla karşılaşırım.

Belki kapılar açılır yeniden,
Belki rüzgâr eski bir sesi getirir.

Ve ben o zaman anlarım;
Bir insanın en uzun yolculuğu
Memleketine değil,

Çocukluğuna dönmekmiş.

Sabit Süreyya Sirer
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 11:29:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!