vakit; tramvay raylarının soğuduğu o meçhul aralık
şehrin neon lambaları birer birer intihar ediyor
kaldırımlarda ayak sesimiz değil, bir terk edilmişlik yankısı
ben hangi istasyona tutunsam ellerim kan içinde kalıyor
ve gökyüzü, tepemizde yırtık bir pardösü gibi sallanıyor.
biliyorum, bu kaçıncı mağlubiyetimiz tarih karşısında
kitapların yazmadığı o gizli dipnotlarda saklıyız biz
ne bir pasaportumuz var ne de sığınacak bir limanımız
gözlerin… ah o gözlerin, namlusu şakağıma yaslanmış birer ihtilal
bakmasan öleceğim, baksan kıyamet kopacak.
zaman; zembereği boşalmış bir saatçi dükkanı şimdi
akrep yelkovanı boğuyor, dakikalar birbirini infaz ediyor
sen hangi rüzgarın kızıydın, hangi fırtınanın emaneti?
dudaklarında müebbet yemiş bir suskunluğun ağırlığı
ve ellerinde, henüz parçalanmış bir atomun sıcaklığı...
belki bir gün, bir radyo cızırtısında karşılaşırız yine
hiç söylenmemiş bir şarkının o en hırçın nakaratında
sen çekip gidersin, bir ceket gibi omzuna atıp bu karanlığı
ben kalırım;
bir mısranın ucunda asılı, bir hayalin içinde gömülü.
kapat perdeleri sevgilim,
bu şehir bu aşkı kaldırmaz
biz seninle, ancak bir şiirin intihar süsü olabiliriz...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 21:28:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!