Sirius
Nakarat nakarat çıkma karşıma.
Karanlıkta titretme beni, kendimi.
Sirius, parla var oldukça dünyama.
Bir nida yükselt, söyle hikâyemi.
Eser kasım ayında soğuk bir rüzgâr,
Bulutlanır gece, sislenir sabah.
Gece tüm karanlığıyla seni arar.
Sirius, neredesin? Doğmuyor sabah.
Vardı mı leylekler yeni yuvasına?
Sirius, alçal, perdele zamanı.
Belki yanmam, ulaşabilirim sana.
Yuvamı yaptın bulutlar arasına.
Aydınlanmazsa karanlık, susarsa gece,
Bir düşe dalarım seni bulayım diye.
Boğar yağmurlar beni düşümde her gece.
Bir şimşek çakar bulutlar, sorarım: Niye?
Yasası mı kalır sevginin gökyüzünde?
Düşlerde bile bulamayınca seni, Sirius,
Kümelenmiş sanki yıldızlar gözlerinde.
Güneş bile kıskanırmış seni, Sirius.
Islanmış düşler, parçalanmış arzular,
Yağmurlu bir havada sel almış onları.
Kaybolmuş yıldızlar, sapmış yörüngeler,
İçine çekmiş karanlığın ovaları.
Ladinlere yasladım sırtımı son gece.
Baykuşlar bile isyan etmiş karanlığa.
Kanat çırpmışlar bulutlara o gece,
Çağırmışlar uykusuzları karanlığa.
Deniz fokurdamış, püskürtmüş balıkları.
Kanatlanmışlar, uçmuşlar senin uğruna.
Sirius, duy sesleri, hisset korkuları.
Muhtaç tüm kâinat senin ışığına.
Islanmış yeryüzü, yıkanmış tabiat,
Son kez korkmuş karanlıktan tüm canlılar.
Beklerler umudun doğacağı saat;
İnlerken yeryüzü, bekler tüm canlılar.
Zemheri gelmiş karanlığın gölgesine.
Bulutların yerini almış Sirius.
Kilit vurmuş bir kere gönül kafesine,
Gömmüş karanlığı hiçliğe Sirius.
Kayıt Tarihi : 1.05.2026 21:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İnsan gece gökyüzüne baktığında, Ay ve birkaç yıldızdan çok daha fazlasını görür.




beğeni ile okudum
dilinize sağlık
TÜM YORUMLAR (1)