Bahtiyârım benim bu sırça sarâyım efendim,
Ne hana değişem, ne hânzâdeye değişem efendim.
Nice cümle sığar fakîr-hâneme her dem,
Mürekkebim atlas, al yazma ile süzem efendim.
Ne yerlere değişem, ne göklere yüz tutam,
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




İç dünyanın inceliği, hayal sarayı, zihinsel mekân;
fakîrhâne, dış dünyanın mütevazı hali, ruhun yoksul ama üretken yurdu.
bir ben var (iç sarayda),
diğer yandan “fakîr” bir ben var (dış mekânda).
İkisi birleşince tevazu + derinlik dengesi kurup. “Sırça saray”’la bilinçli bir tezat oluşturdum. Elimden geldiğince…
Saygı ve selamlarımla teşekkür ederim.
Herkesin sarayı kendine,
Kimi sırça köşk
Kimi "fakirhane"
Olsa bile!
Tebrikler Ata Kızı..
İç dünyanın inceliği, hayal sarayı, zihinsel mekân;
fakîrhâne, dış dünyanın mütevazı hali, ruhun yoksul ama üretken yurdu.
bir ben var (iç sarayda),
diğer yandan “fakîr” bir ben var (dış mekânda).
İkisi birleşince tevazu + derinlik dengesi kurup. “Sırça saray”’la bilinçli bir tezat oluşturdum. Elimden geldiğince…
Saygı ve selamlarımla teşekkür ederim.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta