Bir aşk ki, denizler ona nispet etse cezvedir;
Güneşler baş eğer, onun ışığına bir mum nedir?
Bu yük ki omuzda, taşıyanın ahı ateşe su serper,
Ben Nihal’im, bu yolda hamalım, aşkın delisiyim.
Gönül bir şehr-i muammâ, sokakları zikreder hep;
Her taşı bir harf, her kapı sır, her gölge bir kelepçe.
Sen şehre girmeyince, burası virane, bense bir hayâl;
Hamalım sırtımda bu dünya yükü, içimde senin alevin.
Yıldızlar dökülür saz tellerine, besteler aşka susamış;
Her nefeste bir semâ, her telde gizli bir çığlık.
Senin adın geçer dillerden, teller dile gelir;
Bir köz düşer yüreğime, gül bahçesi yanar, kül olur.
Öyle bir muhabbet ki, beden harabe, can saray;
Dokunursan tenime, arşın kapıları açılır yaralı.
Kâinat seninle nefes alır, susuz toprak suya hasret;
Ben bu dünyanın hamalıyım, yüküm sensin, taşırım aşkı.
Kimseler bilmez bu sırrı, aynada görünmez yüzüm;
Meczup olmuşum senin sevdana, aklım göç etmiş dağlara.
Gece gündüz çalarım sazımı, ağlarım sessizce;
Hamallık bu olsa gerek: taşımak, taşımak ve susmak…
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 19:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!