Sinop Kale Zindanı Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
378

ŞİİR


12

TAKİPÇİ

Sinop Kale Zindanı

Bak kardeşim, tarihi Sinop Cezaevi’nin o soğuk, o dilsiz taş duvarlarına dayadım sırtımı...
"Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları döver" dedikleri o rutubetli avludayım şimdi;
Beni mahkûm ettin sen herif, bu devasız, bu zifiri zindanın tam ortasında!

İnceburun’un deniz feneri çakar durur simsiyah karanlığa doğru çaresizce,
Memleketin en kuzey ucunda, bu buz kesen poyrazda dondum kaldım ben bu gece...
Sen vefasız ellerin sıcak ikliminde tatlı uykular uyurken gamsızca, ben buralarda yandım.

Hamsilos Koyu’nun kıvrılan o dingin, o sessiz sularına baktım uzun uzun,
Yeşille mavinin kucaklaştığı o saklı köşede kaybettiğim o saf gençliğimi aradım...
Sen herif, hiç acımadan kıydın bu garip adama, dönüp bakmadın bile gözümün yaşına.

Erfelek Şelaleleri’nin basamaklarından akıp gider o buz gibi berrak sular,
Otuz sekiz şelalenin gürültüsü karışır benim bu içten içe kanayan dertli ağıdıma...
Şu koca Karadeniz’de hiç kimse çekmedi benim gibi bu ayrılığın o zehir gibi acı tadını.

Sinop Kalesi’nin kadim surlarından seyrettim bu kentin puslu, dumanlı ışıklarını,
Aşıklar Caddesi’nde yürüdüm tek başıma, adımlarım ağır, yüreğim dünden yorgun...
Biz seninle bu rüzgârlı yarımadada bir ömürlük destan yazacaktık heyhat, yarıda kaldık!

Geyikli Baba’nın, Horoz Dede’nin o yatışmış gölgesinde oturdum dertli dertli,
Bir cigara yaktım efkârla, dumanı saplandı gecenin zifiri, karanlık bağrına...
Hangi dost el uzatsa "Geçer yahu" der, bilmezler ki içimdeki bu dinmeyen harı.

Söz devrildi artık, Karadeniz’in zifiri suları yuttu bizim o lekesiz, o eski günleri...
Sinop Kalesi şahittir bu mağrur adamın içe dökülen, gizli gözyaşına;
Kendi ağıdımı kendi bağrımda yaktım da, yine de başımı eğmedim sana asla!

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 28.08.2026 05:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!