Üstün ve daim olanı seni ölümsüz kılacağı için değil
yaşamına anlam katacağı için iste
bil ki haz gibi acı da boştur
ikisine de meyletme
salt yaratıcı olmak mutlu kılacaktır seni
yaşamın anlamsız görünüşünün altında
Melek yere düşeni soruyor
Bir güvenin ölümüne ağlayan
Yağmur yağsa gözleri dolan
Çocukken boyun eğmemiş
Mahallenin omertasına
Şimdi hayatın kenar boşluğunda
Bitimsiz bir kışta yaşıyorum
ne küsüyor ne kızıyorum kimseye
alaylı bir gülüşle bakıyorum kullarımın
hallerine küçük tanrılar gibi
sıradan şeylere özlem duyan
Doğrudur—iyi çocuk olamadım
Sırası gelince konuşan
Susan gözlerine bakınca
Mea culpa!
Sandım ki burada değil hep uzakta
Sandım ki benim yanımda değil senin yanında
Tanrısız bir evrenin
Mümkün olduğuna inan, ey mümin!
çünkü her şeye gücü yeten
kainattan silmiş olabilir kendini
Ve yaratmış olabilir
yaratılmamış gibi görünen bir evreni
Nesin ki sen yaşamda?
yalnız sözde bir özne
Neye tapar çingene—ateşten başka?
Peki ya kızılderili—neye?
Olunabilir mi linç edilmeden aziz ya da azize?
Ve inzivaya çekilmeden peygamber?
Yalnızlığa dil uzatma!
Sahip olmakla övündüğüm tek şey
İçine tükürülmüş yemek gibi
ama yine de korkutuyor bir köşede
Hazırlıksız yakalanmak düşüncesi.
Devlet olsun her kişi
Hükmetsin bastığı yere.
Alçaklar girmesin
Toprağına vizesiz.
Roma değil, sendin çivileyen tanrıyı çarmıha ey insan
hapseden kiliselerin, camilerin duvarlarına.
İşte orada Prometheus; göğsünde bir kartalla,
çaldığı ateşi söndürdün sen, o bencil ve sümüklü dualarınla.
Tanrı'ya sınır çizdin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!