Bir kavanozun dibinde saklı altın değil,
ateşle konuşmayı bilen tozsundur sen.
Bakırın sabrını,
kurşunun ağırlığını
ve suskunluğun içindeki kıvılcımı taşırsın
Yıldızların arasında
henüz yanmamış bir ihtimal
karanlığın rahminde bekleyen sessiz bir formülsün
Sen
Ayın karanlık yüzündeki yansıma
sayesiyle güneşi dansa kaldıransın
Gölgeye baktığında korkmazsın
Çünkü bilirsin—
karanlık, ışığın henüz değmediği yer
....
....
Gece vakur, gece sakin
Gece akmayan bir zamanın sisi
....
....
Toprak seni çağırır— “yoğunlaş”
Su fısıldar — “yumuşa”
Ateş öğretir — “yanmadan arınamazsın”
Rüzgâr hatırlatır—“hafiflemeden yükselemezsin"
En büyük dönüşümler
bir düş kadar sessiz olur
Düşüyle harlanır güneş
Ne çoğalmak istersin ne eksilmek —
sadece süzülmek hamlıktan
Ve bir gün
ateş söndüğünde bile
külün içinde zerreler kalır
Kimse bilmezken en çok sen bilirsin —
ateşin bağırmadan da
yakabildiğini
Ve küllerinden yeniden doğarsın...
17.02.2026
Salı
Kayıt Tarihi : 17.2.2026 17:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!