ŞIMARIK İKİ MAVİ …
Suruç köşkten
Firar etmiş İki şımarık mavi,
Başlarına buyruk ….
Selam vermeden yağız şafağa
Aşmışlar had denizini….
İki küheylan dalga misali, eyer vurup düşlerine…
Her kulaçta,
Şeker pembemsi bir güneşin,
Şehla büyüsüne meyletmiş Belkıs yürekleri
Ağızlarına çalınan bir parmak gün balı,
Tatlı mı tatlı…
Damaklarında şerbetli şiirler…
Gittikçe gitmişler… az demeden uz demeden…
Aştıkça aşmışlar masal denizlerini …
Ama kulaklarına,
Kadirşinas bir öğüt fısıldarmış hep…
Edep ya Hu …! Edep yahu …!
Sorguçlu balıklara sormuşlar… suçumuz, kusurumuz ne ola?
Neden ağdalaştı güneşe bulandıkça şiirlerimiz?
Yapış yapış…elimiz yüzümüz…
Susmuşlar! kendiniz bulun kabahatinizi der gibi…
O vakit,
Zaman da susmuş işte,
Durulmuş iki Belkıs yürekli mavi, uysallaşıp
Pürçekli bir rüzgâr konuşmuş sadece,
Esmiş şahika tepelerin saçaklarından…
Kır saçlı bir hattat görünmüş gökyüzünde birdenbire
Derdest etmiş tüm ezberleri,
Zirveler darma duman…
Sitemi saklarmış çehresinde bazen bu kadim rüzgâr,
Bıyığının hemen altına…
Ferasetli bakışları keskin, kulakları dimdik…
Yağlı bir zamanı süzmekteymiş posasından dudakları…
Saçlarında lüle lüle soyut hazineler, ıslak…
Damla damla sızmaktaymış, damıtılmış öğütler şakağından…
Ne elle tutulur… ne gözle görülür…
Ne yenilir ne yutulur cinsten.
Ama öylesine kıymetli…
Saf ve beyaz inci taneleri gibi saklı…
Kır sakallı bir tarih kaplamış gökyüzünü boydan boya…
Sırrı ayan beyan değil ama öyle herkese…
Küllenip gitmiş meşki, tozlu sayfalardan savrulup.
Muhtemelen, görmüş Sebe’de, bir tahtta, Belkıs’ı.
Belki ağlarken, ya da gülerken…
Ama Aşk hep ağlatmaz mı zaten hep aşığı…?
Göğe yönelmişler tekrar.
Mavice ve delice sorularla , meraklı bakışlarla,
Gökte azametli bir gizem oturmaktaymış hala, bağdaş kurmuş
Bulut deseler bulut değil….
Sis deseler hiç değil….
Hikmet damlaları yağmaktaymış masal denizine
Şakaklarından süzülerek,
Firuzenin mavisi terine karışıp, hemhal
Güneşin gözlerini kamaştıracak kadarmış ışığı.
Azametli dimdik bir sütun gibi vakur başı….
Kolları bir zeybeğin kanatları kadar geniş ve kartal…
Bi o kadar da uzun boylu heybetli bir fikir selvisi gibi,
Efelenmiş durmakta, ufukta…
Kadim bir kitabın yapraklarından fırlamışçasına asil
Konuşmadan anlatmakta hakikati, bakmadan göstermekte.
Sadık, sıddıkına…
Bir serçenin tüyü kadar da olsa,
ağır mı ağırmış çekermiş terazisinin kefesinde
Ahde vefa…!
Kaya gibi sert alnından okumuş iki şımarık mavi
Meğer ne hadler aşmışlar edep dağını geçip bilmeden
Her kanat çırpışında,
Çatık kaşlı firuze bir sitem dökülürmüş sabahları denize
O yüzden kabarırmış deryanın öfkesi…
Ağlarına somut felsefe tası takılırmış her kulak verenin
Siyah beyaz renkten soyunurmuş, abı derya denen su,
Suruç’un soyut mavi fırçasıyla
Kayaç gibi sert alnından okumuş iki mavi
Ama yine de merhamet rengiymiş gözlerinin rengi
Bakışları ufukta dingin …
Bulak bir pınar gibi berrak
Bir liman kadar kuytul…
Şefkatli bir koy gibi uğrak yeri…
İki küheylan yel misali,
Aşmışlar had dağlarının zirvelerini iki şımarık mavi…
Gün görmemiş şiirler götürmüşler ceplerinde güneşe …
Doruklarda öyle soğukmuş ki düşler,
Üşümüş tazecik parmakları, şeker pembesi güneşe yaklaştıkça.
Yoksa Belkıs’ında mı buza kesmişti
Şahika burçlarda, tahtından Şems’e!...gülümserken… mor rengiz dudakları.
Sorguçlu kuşlara sormuşlar… suçumuz, kusurumuz ne ola?
Neden buz tuttu güneşe yaklaştıkça şiirlerimiz?
Susmuşlar kendiniz bulun kabahatinizi…der gibi…
O vakit,
Zaman susmuş işte,
Kayaç gibi sert kitabeli alnından okumuş iki şımarık mavi
Meğer ne hadler aşmışlar edep dağlarını geçip bilmeden
Şafağa yönelmiş meraklı bakışları yine…
Gökte azametli bir gizem oturmakta hala bağdaş kurmuş
Bulut deseler bulut değil….
Sis deseler hiç değil….
Hikmet damlaları yağmaktaymış masal denizine
Şakaklarından süzülüp firuze terine karışıp
Güneşin gözlerini kamaştıracak kadar ışığı
Azametli dimdik bir sütun gibi vakur….
Meğer ondan almaktalarmış renklerini iki şımarık mavi
Dokunsalar Deniz maviymiş…
Uzansalar Gök…
Yağsalar yağmur
Taşsalar sel…
Gülseler gözleri mavi
Öyle bir sabaha uyanmışlar ki,
Suruç köşkte…
Edep dağını fütursuzca aşmaktan,
Mahcup iki şımarık mavi
Düş içinde düş…
Her şey mavi, Her şey soyut…
Bestesiyle bir şiir yazmaktaymış yine…bir gün doğumu sükût…
FATMA DOĞAN 03.04.2026/ TURHAL
Kayıt Tarihi : 3.04.2026 11:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!