Aramaktan ve umut etmekten yorulur bir süre sonra insan.
Birikir yürüdüğü yolların tozu ayakkabı bağcıklarında,
Ve her adımda biraz daha ağırlaşır omuzlar.
Kışa hazırlanması gibi bir ağacın,
Durağanlaşır insan,
Kapanır içine, kendi yankısından başka ses işitmez olur;
Sonra daha güzel susar.
Öyle derin bir susmaktır ki bu,
Sanki dünya bir cam kavanozmuş da,
Biri kapağını sıkıca kapatmış gibi.
Vazgeçer her şeyden;
Yarım kalmış şiirlerden, sabah kahvelerinden,
Andan, zamandan ve o hiç gelmeyecek olandan,
Yokmuş der büyük sevdalar, zaten hiç de olmadılar.
Birer imla hatasıymış ömrün beyaz sayfalarında aşklar,
Birer serap, birer kalp yanılması...
Umudunda büyüttüğü o parlak yaşamın
Sadece sıradan olduğunu anlar;
İşte o an, "üstü kalsın" diyerek verilen o sevgilerin
Akılda kalan son bakışlarında kahrolur insan,
Ahı düşer yerlere.
Artık ne gideni bekler, ne de ilkbaharda esecek kokulu rüzgârı.
Çünkü artık bilir:
Göğü hırçın martılarla dolu deniz, sadece mavi bir hayal kırıklığıdır,
Ve insan çoğu zaman en çok kendi içine düştüğünde boğulur.
Masada içilmeyi beklerken soğumuş bir çaydır artık,
Kendi sessizliğinin altını kalın ve siyah çizgilerle çizen.
Kimseler olmaz o zaman yanında;
Üflemeden mumu, ışığının yavaş yavaş tükenmesini izler,
Mum söner, dumanı dağılır...
Yalnızlık artık en güzel yarımızdır...
Kayıt Tarihi : 19.3.2026 06:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!