Diğer Günlere Ait Şiirleri İncelemek İçin Tarih Seçiniz:
Biz ne zaman içsek,
Köfte geç gelir
Ve oturur muhabbetin terkisine
Çıplak bir efkar sözcüğü
Biz ne zaman içsek,
Sabah akar meycinin cebine
Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir akşam sözcüğü,
Çırıl bir efkar sözcüğü
Delikanlı kıvamında sevda değilse de
Tabansız sevişmelerdeki el değmemiş pişmanlık
Biz ne zaman içsek,
iç değilizdir aslında.
Bu alkol ikindisi şiirle
Şimdi burda açılsaydın
Adımın baş harfi gibi
Belki ağustos kokardı ağustos
Sen,
Fikrini ipotek etmiş kiralık sevdalara
Senine boyuna sevilmiş sen
Yalanı sevdasından büyük sen
Bir bil-sen.
Biz ne zaman içsek seni düşünüyoruz
Genzimizde göl gözyaşları
Biz ne zaman içsek,
İç değilizdir aslında.
Dışımızda bronz bir İzmir akşamı...
Şiiri Değerlendir




2-Şiirde imge enflasyonu ve kavram kargaşası bangır bangır bağırıyor. Şiirde "sözcük" kelimesine duyulan anlamsız bir takıntı var. “Çıplak bir efkar sözcüğü”, “Bronz bir akşam sözcüğü”, “Çırıl bir efkar sözcüğü”... Bir duyguya ya da manzaraya doğrudan "sözcük" demek, o imgeyi derinleştirmez. Aksine şairin o duyguyu betimlemeyi beceremeyip işin kolayına kaçtığını gösterir. "Bronz bir akşam" zaten bir imgedir, yanına "sözcüğü" eklemek sadece yük oluşturur.
3-“Günde kaç kez öpüşür ki akrep ile yelkovan” dizesi? 90’lı yılların lise hatıra defterlerinden fırlamış gibi. Zamanın geçişini bu kadar klişe, bu kadar "eskimiş" bir benzetmeyle anlatmaya çalışmak, şiirin özgünlük iddiasını daha ilk dizelerde yerle bir ediyor.
4. Kelime oyunlarının hafifliği hemen hissedilmekte. Şiirin sonundaki şu kısma bakalım:
“Senine boyuna sevilmiş sen / Yalanı sevdasından büyük sen / Bir bil-sen.”
Bu, bir şiir değil; kötü bir kelime oyunudur. "Enine boyuna" yerine "Senine boyuna" demek veya "Bilsen" kelimesini "Bil-sen" diye ayırmak, şiire derinlik katmaz. Sadece okuru yoran bir ergenlik dönemi imgeciliği gibi durur. Duygunun ağırlığı, kelimelerin morfolojisiyle oynayarak verilmez.
5. Şirde bol miktarda mantık hataları ve zorlama betimlemeler söz konusu. "Köfte geç gelir": Şiire realist bir hava katmaya çalışırken bir anda "muhabbetin terkisine oturan efkar" gibi aşırı ağdalı bir dile geçiş yapılıyor. Bu ton farkı (üslup kopukluğu) şiiri samimiyetten uzaklaştırıp "rol yapıyor" izlenimi veriyor. "Genzimizde göl gözyaşları": Aliterasyon (G harfi tekrarı) yapma çabası, anlamı boğmuş, hatta katletmiş. Gözyaşının göl olması zaten yeterince büyük bir klişeyken, bunun bir de genizde durması anatomik ve estetik olarak zorlama duruyor.
6. Şiir “İç değilizdir aslında” diyerek sözüm ona bir felsefi derinlik yakalamaya çalışıyor ama finali yine bir şehre (İzmir) bağlayarak yerelleşiyor ve sıradanlaşıyor. "Bronz bir İzmir akşamı" finali, şiiri bir turizm broşürü veya rakı masası paylaşımı seviyesine indiriyor.
7-Özetle: Şiir, "şiir gibi görünmek" için çok çabalıyor ama kendi sesini bulamamış. Çok fazla sıfat, çok fazla zorlama benzetme ve çok fazla "bakın ne kadar hüzünlüyüm" çığlığı var. Gerçek şiir, bağırmaz; fısıldar. Bu şiir ise mikrofonu eline almış, defaatle içsek içsek diyerek pavyon ışıkları altında bağırıyor.
8-Kıymetli Seçki; alkol-mey arasına sıkışmış bu metni tekrar tekrar neden günün şiiri seçersiniz anlaşılması mümkün değil. Kimse günün şiirine uğramaz oldu. Günün şiirine uğramayanlar artık birbirlerinin şiirlerine de uğramaz oldular.
Saygılarımla.
Daha içmeden sarhoş eden.
Benem ol ışk bahrısı denizler hayrân bana
Deryâ benim katremdir zerreler ummân bana
(Aşk denizine döndüm, denizler hayran bana,
Derya benim damlamdır, zerreler umman bana.)
Yûnus Emre
Bir gün olursun iki gözüm sen de aşka yâr
Bu mâcerâyı ben o zaman söylerim sana
(Bir gün düşersin sen de iki gözüm aşka,
Bu macerayı ben o zaman anlatırım sana.)
Şeyh Gâlib
Yarı uyanık halde yazılmış sözcüklerdir. olacaktır.
Şiir sadece şiirdir… okuruz beğenirsek bir daha okuruz… hatta çok beğenirsek ister istemez zihnimizde kalır ezberleriz. Beğenmediğimiz bir şiire öylesine bakıp geçeriz. Nasıl ki bir cinayet romanı okuyunca katil olmuyorsak içinde mey geçen bir şiiri okuyunca da alkolik olmayız.
İlginç bir profili var bu sitenin. Kendi şiirlerini bile ezberden okuyamayan bir grup -ki çoğu 150 kelimeyle 1500 şiir yazmış maşallah- şiirin üstadlarına çok rahat bir şekilde dil uzatabiliyor.
Her gün daha çok şaşırıyorum.
hayret etmek de güzelmiş ne diyeyim…
Mutsuz ülke insanları mı demek lazım . İmgelerle kavga, şairle kavga, şiirle kavga ve edebi aşan seviyesiz bir işgalin temsilcisine dur demenize ayrıca teşekkürler.
yolda inek yemi reklamı görünce canın yem mi çekiyor cihat? şair böyle bir şey hissetmiş yazmış…
saba tavsiyem sakın küçük iskender okuma…
TÜM YORUMLAR (24)