Şiir; bireysel/ırasal ve toplumsal iç içeliğin ses, renk, koku, müzik,biçim, ilişki …vb. gibi kışkırtıcı öğelerle şair özne içinden geçerken kazandığı imgesel ve çağrışımsal yapı olarak dibe çökmesi.
Böylece de “iki tarafın” hem göreceli bağımsızlığından, hem de birbirine yaşamsal “muhtaçlığından “ söz ediyoruz.
Maddesel elle tutulurluğu dış kabuk olarak adlandırabilirsek, özsel / öznesel öğeleri de çekirdek olarak düşünebiliriz.
Şiirsel söylemin yapı taşından söz edenler bu mağmayı imliyorlardır.
Gel; n'olursun, içimde umûdum tükenmeden!
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..
Devamını Oku
Gel; bak bu kahrım beni, mağlûb edip yenmeden!
Gel diyorum, gel artık; son bulsun ızdırâbım!
Gel de yüzler süreyim; kıblegâhım, mihrâbım! ..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta