Şiir Nimettir
"Euzu billahi mineşşeytanirracim “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınırım”,Siz tanımazsınız ama bilenler bilir beni
Herkesin ayrı ayrı anlam kattığı Havva değil
Kimsenin anlamadığı Meryem'im ben
İsa’yı büyütürüm bağrımda
Bir İsa çarmıha gerilmeden
Binlerce Yehuda can çekişir mısralarımda
Tutulan bir dilek sonrası sönüp bir çöplüğe düşen yıldızlardan değil
Asırlardır aynı mekânda gökyüzünü kucaklayan kutup yıldızıyım
Ay dolanır etrafımda
Yıldızlar şarkı söyler nihavent makamında
Kalem satan yüreği kör bir satıcı değilim
Binlerce kalem çıkar kök ağacımda
Siz bilmezsiniz aklınız ermez
Sayısız ilham perisi eşlik eder bana mavi kuyuda
Her biri el almış su içmiş Yunus’un dergahında
Biriniz tılsım yaptı lanetli ağzıyla Nemrut'a "Uyan!" dedi kin nefret urbası ile
Çanak tuttu destek oldu yok et dedi
Nemrut ne kadar kurnaz olsa da
İşbirlikçileri üç harfli, dört harfli, beş harfli sürüngenlerle
Devasa bir ateş yaksalar da meydanda
Hangi mancınığın haddine beni savurmak alevlerin ortasına
Görmüyor musunuz?!
İbrahim'in eli var omuzlarımda
Güç birliği yapıp yıkmak, bitirmek isteyen gafiller bilemediniz değil mi Allah'ın aslanı Hamza’nın kanı dolaşır damarlarımda
Biriniz lağımdan çıkmış fare olduğunu unutup, derman olduğunu ilan etti körler çarşısında.
Çelik gibi gösterip kendisini
teneke çıkanlar var
Hiç bir yere kök salmadan ortada kaldılar öylece
Er ne demek anlamını dâhi bilmeyen bir zat, ay olduğunu iddia etti fütursuzca.
Biri onlara hatırlatsın;
Fikirsiz zikir olmaz,
Destur almadan anmasınlar ismimi bir daha,
Kirletemezler ama mundar ederler kendilerini bir kedi lisanında.
Ay gibi gelinler vardı eskiden
Teliyle duvağıyla her biri saflığı, iffeti, zarafeti taşırlardı bedenlerinde, ruhlarında
Şimdi ellerinde taşlar gezdirip çamur taşıyorlar iç ceplerinde
Tepeden tırnağa kin nefret,
Günaha batmışlar tepeden tırnağa.
Bir ara baktım maymunlar basmış
Nur Dağı’nı
Şikayet ettim Pir’e
"Bırak!" dedi, dolansınlar dağın eteklerinde
Onlar da yaradanın yarattığı, kıçları açık olsa da
Merak etme ulaşamazlar Hira’ya
Orası tek kişilik
Maymunlar pijamalı pijamasız, kafile kafile
Hem abdest almadılar merhamet çeşmesinden
Ancak bağırıp dururlar muhabbet dergahında
"Bırak!" dedi Pir, eşlik etsinler akreplere yılanlara çiyanlara
Sonra baktım bir tabak bal koymuşlar masaya
Kimine zehir, kimine panzehir olduğunu bilmeden, gelen kaşıklar giden kaşıklar
Bal biter, tabak derin bir oh çeker sonunda.
Reyhan olup yeşermiş biri kayanın dibinde!
Susuzluktan kurumuş, bakamadan güneşin gözlerine
Şimdi öfke dolu, saldırır sağa sola.
El Eminler vardı, adam sandım uzaktan bakınca
İhanet ettiler kadim isimlerine en sonunda
Tam pes edecektim
“ İnne meâl usri yusra” (İnşirah 5/6) 𝔼𝕝𝕓𝕖𝕥𝕥𝕖 𝕫𝕠𝕣𝕝𝕦ğ𝕦𝕟 𝕪𝕒𝕟ı𝕟𝕕𝕒 𝕓𝕚𝕣 𝕜𝕠𝕝𝕒𝕪𝕝ı𝕜 𝕧𝕒𝕣𝕕ır"
diye bir ses çınladı kulaklarımda
Sonra kadim dostlar yeşerdi yüreğimde
Dağ gibi durdular yanımda.
Başladık hep bir ağızdan sormaya;
Size öğretmediler mi?
Bükemediğiniz eli öpmeniz gerektiğini
Size anlatmadılar mı;
Şiir nimettir
Şiir Bitlis'te beş minaredir
Şiir Mardin'e selâm götüren Turna/dır...
Şiir bahardır, papatyalar açar gerdanında.
Şiir nidadır bir derviş selamında.
Ulvi bir ses yükselir her tınısında.
Şiir azizdir, adalet diye haykırır namertlerin otağında.
Şiir seçil/mişlerin işidir.
Şiir rahmettir, akın akındır bir dostun kelamında.
Şiir izzettir, izzetli şerefli adamların dilinde.
Şiir barışın oğludur, Rüstem"dir bir pers destanında.
Şiir savaştır savaşır sevdası uğruna.
Şiir kaşıkçı elmasıdır, değersiz taşlar gibi serpilmez ortalığa
Bir uçurumdan düşse bile, yitirmez değerini merak etme.
Şiir aydınlığı bağrında büyüten karadır
Şiir özgürdür mürekkebin kanatlarında
Şiir edeptir, zarafettir, nezakettir.
Zillerle salınan yosma değil
Şiir hanımdır, hatundur, şuledir, Süreyya yıldızıdır Asuman'da.
Şiir gününe göre renk kişiye göre tavır değiştiren
Başkasının duruşunu ismini sesini kullanan bukalemun değil,
Şiir Özcan'dır Hakan'dır Serkan'dır, yağız bir delikanlıdır yiğitler harmanında
Şiir Elif Duruşlumdur ilk tabletten bu yana.
Şiir Yavuz Sultan Selim Han’dır
Sina Çölü’nde secde eder her kum tanesi on üçüncü gününde
Şiir Fatih Sultan Mehmet’tir
Fetheder İstanbul'a benzeyen yürekleri en deli çağında.
Şiir şua'dır şiar'dır Şuara Suresidir Kur'an-ı Kerim'de
Şiir hasrettir özlemdir Şems'tir Mevlana'dır divan-ı kebirdir mektubatlarda
Şiir Süphan Dağı Artos Dağı
Kaf Dağı'dır bir peri masalında.
Şiir Pınar'dır bazen usul usul akar, bazen Asi Nehri olup taşar
Şiir yalan değil sahidir
Kurnaz değil safidir
Şiir yüreğin amel defteridir
Görkemli tesbihattır
Pirinden tembihattır
Şiir ateş değil sebattır, sabahın güzelliğini parlaklığını taşır güne
Şiir zaferdir huzurdur divandır
Şiir yağmurdur, büyütür çiğdemleri toprağın yüreğinde
Şiir Murat'tır, Sedat'tır, Serhat'tır, Esat'tır
Nam-ı kalemdir
Şiir yaratandan emanettir
Şiir gazeldir, beyittir, kasidedir
Sarrafına denk gelmediği zaman, ziyandır, külfettir, ihanettir.
Azra Nimet öner
02 /03 /2025
07 /30
Osmaniye
Nimet Öner Şiirleri
Kayıt Tarihi : 3.3.2025 20:55:00© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Azra Nimet öner
02 /03 /2025
07 /30
Osmaniye
Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 3.3.2025 20:55:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!