Biliyordu ki kadın, bir başkaydı o adam,
Gözleri bakılası, sözleri dinlenesi,
Tarifsiz bir huzurun, rahatın ve güvenin,
Sürekli mutluluğun vatanıydı sinesi.
Elinden incir diye gözüyle severdi o,
Gül ile vurmazdı ki, batar diye dikeni,
Ne oldu nasıl oldu, bir nazar hâsıl oldu,
Dil sürçtü!... Ayrıldılar, erkenlerin erkeni.
Şiir gibi severdi, acelesiz, sakince,
Gözüne dalıp gider, şarkı gibi dinlerdi,
Eli değse eline, aşk çağlar, meşk coşardı,
Kışsa sımsıcak olur, Temmuzsa serinlerdi,
Ve bir gün çağrısına cevap vermedi onun,
İnat ve hırs el ele, yıktı aşkın bendini,
Ona hasretten ceza vermek istedi ama,
Silahı ters tepmişti, mahvetmişti kendini.
Teselli arıyorken, zengininde, berduşta.
Gönül oyunlarında açılıverdi bahtı,
Kendini kandırsa da “Mutlu oldum” diyerek,
Bir türlü sarsılmadı şiir adamın tahtı.
Aldı başını gitti, meçhûlün meçhûlüne,
Gören yok, bilen yoktu, birdenbire sır oldu,
Artık kadın çaresiz, gururuyla baş başa,
Gündüzü yıla döndü, gecesi asır oldu.
Gök gürlerken korkardı, olurlardı el ele,
Şimdi yalnız karşılar oldu; akşamı, gamı.
Şimşek şimşek sevindi, damla damla ürperdi,
Yağmurlar getirmedi giden şiir adamı.
Kayıt Tarihi : 24.11.2017 03:27:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!