AÖF Türk Dili ve Edebiyatı okuyor
Senin boyun dut ağacı yeşermiş köyün altında geminin önünde
Evin nerede evin nerede
Bilemem bilemem felek o sahipsiz kör ocağı alma felek alma kurbanın olam
Dar ettin evimi halimi soran olmaz
avucumda ürperiyor yorgun bakışları
her boğumun diyor yuvarlanan sesi
tatlı bir ateş düşürüyor çekingen nefesi
her boğumun deniz
‘Bulutlar ağlar yarın ve sen de gelirsin ölüme, ama ağla
anneme, seni sever ölümler.
Çoraplar sökülür ve yolsuzlar parayla ölür kurban da
olurum sana.’
YIRTIK KALBİM
‘Ölümleri bana yaz ve de seni seveyim kalbimde bu sıcak
Küskünlüğümsünüz kendini önemseyen
Sizi düşününce büyüklenen her şey duruyor susuyor izan
Aldatanın içki şişesi parmaklarının arasından yere dağılıyor gururlu
Sever mi sever belki elem verici azap
Düş yorgunu kerpiç eve yolu
Bölüm 8
(kara yazgım bu başıboş esen rüzgârlar misali
kara mıydı hep bulutlar gri miydi
sırtımı dayadığım heybetli dağlar
ıslanmış mektuplar yazıyorum kağıtsız kalemsiz ve de adresleri belirsiz
bir merhaba bir çok şeydir aslında
gülümseyişlere gebe güzellikleri
kucağında taşır mesela
el ele tutuşması hoşgörülü kelimelerin
Yağmurlu bir günde kentten ayrılıyorum
Topraktan ayrılıyorum sudan havadan ayrılıyorum ağaçtan ateşten ayrılıyorum
sevgiliden ayrılırken
Gece yırtılıyor sabaha karşı güneş bulutları itiyor ufuk çizgisinde sevgilinin kara ak saçları düşümde
Henüz sönmedi ömrüm dünüm bugünüm ezelim ebedim
Ruhun sesinden yazma ayağın ateşe basar
Sırrını solusan yüzüne ateş basar çare biter
yanında duvarda kesik baş can ile
Ölümün güzelliği yakmaz asil göz ile
görmedim desede kalem susar aldırmam
Bir hıçkırık olursun uğultulu kalbimde aklı içiren
Öyle böyle değil ne demir ne ağaç gökten sarkan ışık hüzmesi etten çarmıh zamanı güpegündüz soran
Güneş ağlar parçacıklarına ışıdığında akşam olma gel
dağlara süzülen mor yaşayan henüz ölmedi
Tanrı'ya inanmazdı şarap ahı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!