Şöhret sana şanslı kapı açarsa
Seni gören huzurundan kaçarsa
Mertlik meydanında sözün geçerse
Alacaksan nâm al kahrımı değil,
Hele otur bir su içip serinle
Yürekte sükût var sessiz fırtına
Rüzgarın elinden çalıver gitsin
Derdimi yüklendim sensiz sırtıma
Seninkileri de sarıver gitsin.
Sürdün yüreğinden fizâna kadar
Kimi kalbur üstü kimi cinnette
Sorsan kendisini görür Cennette.
Ölüyü taşımak zaten sünnette,
Alsolan yaşarken omuz vermektir.
Müslümân bacası sabâhtan tüte
Uykularım haram oldu geceye
Hayal ettim düş aradım ömrümce
Ne bir küstüm, ne darıldım niceye
Yaslanmaya döş aradım ömrümce.
Kan akıyor su içeyim fırattan
Bak ömrümden ömrüne damlıyorum
Görsem aşkım bana karıştığını
Şu gönlüne bakınca anlıyorum,
Bu ömrüme nasıl yakıştığını.
Âsiyim yarının arefesine
Bilenler bilgi versin bilmeyenleri sustur!
Edep erkân ve ahlâk bir imâni husustur.
Bana ayrılan süre ömrünün kaçta kaçı?
Sonsuzluktan bahsetme o Allâh'a mahsustur.
Görevin kul olmâktır hakîkati görecek,
Doğduğum yerlerde kaldı yüreğim
Doyduğum yerler de aldı dileğim
Dünyanın mekânı yurt olmaz bana
Koyduğun o yerlerde öleceğim.
Ben seni (h)içimdeki aşka sevdim
Muhabbet ehliyim gönül satarım
Yanmak isteyene kömür satarım
Şu fâni dünyayı arzu edene
İstediği kadar ömür satarım.
Bilmem kime sadık,bağlıdır özüm,
Hiç geriye kalmıyorsa bir sözüm.
Kiminle gülerse eğer bu yüzüm
Vallâhi yüreğim ona aittir.
Derler ki iyilikten maraz doğar
Bu şehir bizim şehir
Ona İslâmbol derler
Beşyüzyetmişüç yıldır
Hâlâ İstânbul derler.
Dağ deniz olmaz puslu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!