Kelimeler yoruldu, çekildi köşesine;
Ruh bıraktı kendini aşkın nefesine.
Sâki sundu bâdeyi, söz bitti o demde;
Bir "ah" kaldı geriye, o da bir elemde.
Sustu İstanbul; sustu rüzgâr ve kuşlar,
Şimdi sükûtla başlar o kutlu vuslatlar.
Bize nergis kokusu, kızıl gülün rengi gerek;
Dil susunca konuşur, aşkla çarpan o yürek.
Göz yumulur, cihan silinir aradan;
Sâki sundu pınardan, derya doldu özüme,
İstanbul Yâr oldu, nur indi şu gönlüme.
Sâki’nin sükûtu, bin kelâmdan derindir;
Bu yanan gönüle, O’nun nefesi serindir.
Ezelden içtik biz o pınardan,
Geçtik cümle varlıktan, serden.
Sâki’nin elinde bir gizli nişan;
"Sultanım" der isen, olur her işin âsan.
Gönül kadehini uzattım destine,
Rahmetin sağanağı yağar üstüne.
Sâki’nin bir bakışı kâfidir cana;
Sultanım, mürşidim, muhtacım sana...
(Sultanım... Muhtacım sana...)
Kayıt Tarihi : 11.04.2026 02:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!