Zulümden kaçan Iraklı’lar; otobüslerle,Kayseri'ye geldiler…İçlerinde nice Türkmenler, Türkmenler içinde nice dost yüzler vardı. Hepsini aynı yere aldık. Süryani sığınmacılarla beraber; toplayıp, çarptık, çıkardık...
Şeyma bir küçük, bir güzel, bir Türkmen kızıydı: Kerkük'ten gelmiş... Hasta, yorgun, bitap, benzi sapsarı... Başhekim Akif Şey görmüş, hastaneye aldırmış. Şeyma, sıcak yatak, sıcak aş, ilaç ve şefkat gördü…iyileşti. Hastaneden çıkardık. Kuşçu Dağları'nı aşarak kampa götürüyorken, ailesi İstanbul’ daki yakınlarına gitmek için kamptan ayrılmış Kayseri'ye geliyordu. Kuşçu Dağları'nda karşılaştılar, sarıldılar, öpüştüler... Onları sessiz sedasız İstanbul'a uğurladık.
Şeyma bir ceylandır Kuşçu Dağı'nda
Ürkek... yorgun, bitap; Kerkük'ten sekmiş.
Ne tuhaf; dert bitmez yar kucağında
Yürekteki sızı Kerkük demekmiş...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta