on yedi mayıs sabahı,
bahar, ince bir sır gibi
pencerenin pervazında duruyordu.
güne dokunan ilk ışık
sanki onun omzuna konmuş
yorgun bir kuştu.
seyhan
yavaşça doğruldu yataktan;
adını taşıdığı ırmağın
akışından bir parça
hep üzerinde taşırdı zaten.
ama o sabah
suyun yönü değişti.
sol yanına çöken karanlık,
göğsünde bir kırık yıldız gibi
parlayıp söndü.
anne sözcüğü
dudaklarının kıyısında
yalnız ve üşüyen bir çocuk oldu.
boğazında saklandı,
düşmedi dünyaya.
bir dal nasıl koparsa gövdesinden
bir ses nasıl çatırdayarak susarsa
öyle çöktü yere.
soğuk, bir kış rüzgarı gibi
ayak bileklerinden yükseldi
yüreğine kadar.
zamansız bir kesik.
yaş yarım kalmış bir cümle.
henüz yirmi iki.
henüz söylenmemiş onca söz.
seyhan
içinde bir ırmak saklayan genç kadın
yüreği bazen taşarak
bazen usul bir kıyıya vurur gibi
yaşardı.
sevdasını
kibrit çöplerinin ince ateşiyle
kâğıda işleyen o titrek, çıplak tutkuyla.
şimdi ben,
yedi yıl sonra bile
ona dair bir satır yazmaya kalksam
kelimeler kırılıyor elimde.
her biri, onun ardından
susmayı öğrenmiş sanki.
ulusta büyük pastane
kızılay’da kirvem barda
donakaldı bütün gülümseyişler
şehrin omuzlarına
bir ses’sizlik çöktü.
ben ise
bu başkente
ölümü koklayan bu acımasız kentte
bir kez daha lanet okudum
bu mu senin adaletin,
ey kent?
bu mu senin ritmin?
ölümler sende hep
hesapsız mı?olur
Burhan Güler
(istanbul/2006)
Burhan GülerKayıt Tarihi : 15.7.2007 12:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!