Yara hatırlamaktır diye bir cümle idrakime takıldı. Elim yanmıştı kabuk bağlama evresinde şu an. Bu yara bana neyi hatırlatmak istiyor acaba? Gerçekten yaralar hatırlatmak için mi varlar? Bir de kabuk bağlıyor. Üzerine yaradan gelen parçalar oturuyor. Zamanla da yüzeyi daralıyor, izden başka bşr şey kalmıyor bastırınca da acımıyor. Oysa başta dokunduğun an avaz avaz bağırıyor. Ama yaradan yaraya da farklılık gösterir. Bazıları hemencicik geçer bazıları aylar sürer. Bıçağın kestiği, ateşin yaktığı, darbeyle oluşan yaralar var. Bıçak keskin, ateş yakcı, darbe morartıcı. Ve hepsinin iyileşme evreleri farklı. Bazısına krem sürersin bazısına da beklemekten başka bir şey düşünmezsin. Bakalım bizlerinki ne zaman savacak. Neyi hatırlatıp duracak?
Yazı yazmak kendinle hesaplaşmak gibidir
Yazdığın her satırda içindeki fırtınalardan koparırsın
O fırtınalar seni hangi limana sürükler bilemezsin
Günler uçurumdan aktı
Bir filiz tanesi daha düştü kıyıya
Sakalları uzamış bir oğlan çocuğuydu oysa
Zaman ne ketum şey
Anlaşılmıyor geçtiği
Hastetle bekletiyor yürekleri
Oynak yağmurlar birikintisi alev aldı
Dünyalarım hizalandı
Zamanım durdu, doldu yüreğim hasretine
Zerrecikler ağladı gidişine
Yanmayı da sevdim senle




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!