Sirayet ediyor geceye, bastığım her kaldırım taşı.
Muhayyilem , çatlamış bir testi,
İçinden sızıyor susturulmuş küfürler.
Bavul gibi taşıyorum geçmişi sırtımda,
Kambur butimar kuşu misali,
Kentin en yalnız duvarına yaslanmış,
Duygusuz bir ölünün kahkahası çarpıyor
Ezeli ahmaklığımıza.
Taş ustası, nasırlı elleriyle
Mermeri değil,
Üç martı, üç cümle kadar beyaz,
Köprünün kemerinde asılı kalmış sabahın vicdanı.
Murat nehri, uykusunu unutan bir çocuk gibi,
Serin bir nefesle öpüyor taşları.
Sis, kendine bürünmüş bir yalnızlık;
Bir yeraltım var benim,
Nemli bir yalnızlıkta büyüyen,
Kendi sesinden ürken bir kalp kadar loş.
İnsanlara değil, yankılara anlatıyorum artık kendimi,
Çünkü yankılar bile daha sadık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!