Sıradan bir salı sabahı, bulut ağladı. Gözyaşlarına dokunamadığım için kendimi suçlu gibi hissediyorum. Sesinden tanıdım, sesi çok hoştu ama tenime değmek isteyen damlalar beni ıslatmıyordu.
Sevgili bulut, ben böyle oluşumu böyle istediğim için böyleyim. Ama sen oluşumunu güneşe borçlusun, bu yüzden ağlarsın. Gözyaşın susamış hayatları yeşertir, hayat bulurlar gözyaşında. "Her esirin gözyaşından yeşerir yeni yaşamlar." Yaşam için gözyaşın ve güneş gereklidir, evet. Ağlamak yerine gülersen, güneş kavurur her yeri. Cok fazla gözyaşı birikir ve bu yükü taşımak zordur, bu yüzden ağlarsın. Hayır demek istediğimiz evetler, evet demek istediğimiz hayırlar vardır. Söyle bana bulut, hayat nasıl kazanılır? Ağlayarak? Gülerek? Çünkü ben ikisini de beceremiyorum, sana dokunmayı bile...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta