on dört şubat derler adına,
sevgililer günü koymuşlar ya hani,
ben öyle süslü laflar bilmem,
benim sevdam mahalle ağzı, halk işi.
bir kırmızı gül alırsın çarşıdan,
belki pahalı gelir ay sonuna doğru,
ama insan sevince hesabı kitabı unutur,
cebinde üç kuruş, yüreğinde dünya dolu.
öyle mum ışığı, pahalı sofralar değil mesele,
bir simidi bölüşmek yeter bazen ikiye,
çayın buharı vururken yüzümüze,
iyi ki varsın demek kısık bir sesle.
sevgi dediğin elini tutmaktır kalabalıkta,
üşüdü mü montunu omzuna atmaktır,
herkes giderken arkasını dönüp,
ben buradayım diye kalmaktır.
on dört şubat bahanedir aslında,
sevgi bir güne sığar mı hiç?
ama insan yine de hoş olur,
bir mesaj gelince içi titrer sevinçten birazcık.
annemin yemeğindeki tuzda da sevgi var,
babamın susup da düşünmesinde,
dostun sırtını sıvazlayışında,
çocuğun gülüşünde, eşin bekleyişinde.
sevgi, kapıyı yavaşça kapatmaktır gece,
uykusu bölünmesin diye sevdiğinin,
sabah erken kalkıp sessizce çıkmaktır,
helal lokma peşinde.
öyle büyük laflar etmeye gerek yok,
aşk dediğin biraz emek, biraz sabır,
biraz da kusura bakma diyebilmektir,
gururu bir kenara bırakıp.
bugün on dört şubat işte,
alan alır gülünü, çikolatasını,
benim dileğim şudur sadece,
kimsenin yüreği boş kalmasın.
sevdiğiniz yanınızdaysa kıymet bilin,
değilse dua edin kavuşmaya,
çünkü bu dünya kısa,
sevgi en güzel hatıra.
on dört şubat gelir geçer,
takvim yaprağı gibi düşer gider,
ama birine içten seviyorum demek,
insanın ömrüne ömür ekler.
Mustafa Alp
14/02/2026 01.00
Kayıt Tarihi : 14.2.2026 01:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!