Bir vardık ki Nihal’imle, bir idik sanki sırdaş,
Tenlerimiz iki ayrı, canda bulmuşuz otaş.
Sende eridim diyordum, o ilk demler çılgınca,
Bir köz misâli sönmeden, yanardı ciğerimce.
Olgun zaman çemenzârı, şimdi yan yana duruş,
Sen sen, ben ben, aynı iklim, ayrı iki deniz kuşu.
Kimlik bahçem solmasın diye, korkularım örtüsüz,
Farklarımız süs olsun diye, bu birlikte var oluş.
Ayrılanlar yolun sonu, görünce çatlağı, delik,
“Tehdit” sanır her kusuru, yüreği dolu bir korkuluk.
Heyecan söner sönmez kaçar, yeni ateşler yanayım der,
Emek “yük”tür onun için, hep kolaycayı ister.
Ömrü, bir yarım şarkıdır, hep nakaratı arar;
Güzel ama eksik anı, doldurur avuçlarını.
Kalanlarsa Nihal’ime, insan bilir her yarası,
Kusur, beşer bahçesinin en insanî arması.
Heyecan azalır ama derinleşir o bağ, o ses,
Emek, sevginin ta kendisi, onunla çiçeklenir her nefes.
“Zor” ile de sarmaş dolaş, ilişki denen bu sırdaş yol,
Onlar aşkı yaşamaz belki, ama ömrü örer hep o “şimdi” ol.
Diyorum ki Nihal’ime, bakma sen bu dünyanın hızına,
Biz varız işte yan yana, iki çınar gibi kök salmışız toprağına.
Yok oluş değil, var oluş bu; seninle ben, benimle sen…
Aşk değil belki, ömürdür bu; ölümsüz bir “daimî kalış”tır vesselâm.
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 18:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!